eKubio etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster
eKubio etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster

7.03.2008

Pop Müzik budur

90lar.İşin en güzel tarafı 90larda dinlediğiniz bu şarkıları şu an çalmaya basladığında şarkının büyük bölümüne ezbere takip edebiliyor olmanızda.

la is la bonita ile kıyaslarım ben bu şarkıyı

ayinanmıyorum ayinanmıyorumm

efsane

çelik abi

yesim salkım

mavilimavili

amma velakin hakannnn abimiz

evet oynatmaya azz kalldı

hiççç doyamazzsın tadıma

dokunnmak istiyorumm yine

hadii yine iyisin iyiisn hop hop

beniimmle oynama şannsını zorlama oo yeaaa

dum kah kaaah

ellerine kına yakmış yumuk ellerine

bu şarkıyı loop a alın mutlaka

8:15 vapuru

aboneyim abonee ooley

sevdalım ol

en güzelini en sona sıkısştırabileceğimi düsünüyorum


3-4 saat önce gelen gazzla,ani bir şekilde kücücükken dinlediğim şarkıları yeniden dinleme isteği oluştu,üşenmedim aklıma gelebildigi kadarını down ettim.


Devamını oku >

6.18.2008

yaz mevsimine uyuz olmak

Her ne kadar millet ooohhhhh ne güzel,yaz geldi deniz kum vs gibi kendini kandırmaya devam edip salak salak balkonda otursa da elbette güzel bi mevsim.Ama niye ısrarla kalabalıklar bi sktirip güneye falan gitmiyor kardeşim! Kışın zaten yeterince işsiz güçsüz boş gezenin boş kalfası (replik gibi:napacan parayı sokakta kira vermezsin bişe vermezsin!) olarak gezip durdunuz,trafiği işgal ettiniz,en ufak pirinç olayında bile hayatında pirinç yemeyen adam gidip çuvalla pirinç aldınız.E tamam işte yaz geldi memleketine mi gidiyorsun,güneye mi iniyorsun,kuzeye mi çıkıyorsun sktir git yaw!Güzel kardeşim bak kalabalık oluyor,zaten sıcak uğraşamıyorum ben ya,gergin insanım yani,yapmayın şunu.Abi bir insan niye haziran 16 da deli zkmiş gibi bakırköy de meydandan yeraltı çarşısına doğru giden yolda tel örgünün dibinde güneşe karşı oturur be!Lan karı kız kesiyor desen güneş vuruyor kaşlarını çatmaktan önünü göremiyor zaten! Manzarayı seyrediyor desen karşıda büyruuuuooooonnnnn diye türkçeyi katlederek müşteri toplamaya çalışan herifin nesini izliceksin! Kafa dinliyor desen zaten o kalabalıktan,geçen tren sesinden dolayı falan imkansız!Eee n'apıosun arkadaşım o zaman ya ! Geçenlerde taksim meydanında bir herif vardı.Duruyordu orda.Evet evet işi o ya, duruyor!Beklenti içinde yani birşey bekliyor ama ne olduğunu eminim kendi de bilmiyordur,bekliyor,bronzlaştı pzevenk orda dura dura ya ! Sabah geçiyorum orda akşam geçiyorum orda!

Bi ara sinir oldum,aklımdan geçirdim böyle.Gidip ensesine bi tane tokat! Ama sağlam bi tokat yani elinin içi enseyle dolucak :) öyle bi tokat! vurucaktım,ne bekliyosun lan a.q yavşağı diye ama sonradan vazgeçtim,ölür mölür elimde kalır pzvenk,o değil adam sayarlar sonra sinir olurum!Zaten bunların dışında güneşli sıcak bir günü berbat eden yüzlerce olay var,ama o ter kokusu olayı yokmu, ooofffff! ya bi insan sığır olsa,bak sığır diyorum!sığır olsa öyle kokmaz ya,dünyada en kötü kokan ve kokusuna alışılmayan şeylerden biri insan kokusudur!ya adam (veya kadın) otobüse biniyor deodorandın icat edilmesine 100 yıl varmış gibi bir rahatlık var ! lan kokuyosun işte,pisliksin yaw,bu ne rahatlık!hadi biz erkekler kaba saba yaratıklar olabiliriz biraz,unutmak ihmal etmek aman sktir et demek gibi durumlar olmuştur diyelim.Ya bi kadına,genç bi kıza yakışıyomu ! görünüşüne baksan dersin az evvel inmiş podyumdan geziyor! ama kokuya bakarsan sığır sürüsünde sığırlara yavşamış gibi,böyle bir haşır neşir olmuş onlarla!

neyse, iyi bir yaz geçirmeyi umarak ... görüşmek üzere


Devamını oku >

6.12.2008

1 2 3 şampiyon Türkler

Hangi birine yazayım bilemedim milli takıma da gider günaydına da gider hepsine gider ama sanki bugün genel manada onca dert tasa stresin arasında Türk'ün anti depresanı futbol diğerlerinden ağır basacaktır.Malum her gün derdin bini bir para ekmek büyüdü dönerciler ziyan oldu pirinç fırladı pilavcılar yalan oldu,türban mortladı akpliler fitil oldu,açlık sınırı fırladı vatandaş helak oldu,elin Türk düşmanı zencisi müstakbel başkan oldu,tüm olanlara içerleyen buş hümanist oldu "ben aslında özünde savaş seven biri değilim " , lpg dizelden ucuz oldu,yunanistanda deprem oldu korkusu İstanbul'u vurdu (İzmir'in İzmirlilerin canı yok ya hani Yunanistanın dibinde İzmir diye bir şehir yok ya) kadının biri yımırtladı olay oldu İzmir oğlanın tezi yalan oldu derken Arda'nın golü ile hepsi kısa sürede anı oldu.Gözünü sevdiğimin ayak topu yine gündeme manşete oturdu.Oturmasamıydı yok yok iyiki gol olduda gündeme oturdu diyorum ya yerli malı antidepresan budur hepimiz birer Türk işi viagra pardon prozak aldık hatta kimine zanaks oldu deva oldu.

Maç çok ıslak başladı sırılsıklam sahada su seviyesi bir ara okadar yükseldi ki aman dedim sahada ki Türkler deve güreşi yapacak diye korktum zemine çamur attık dakikalarca oysa elin İsviçrelisi çikolata gibi yedi bitirdi bizi o pirinç tarlasında 3 adet de alamancı devşirmişler ismail yk tadında adamlar resmen dumur etti hepimizi maç izlenirken güruh halinde (mekandaki tüm erkekler) edilen küfürleri geçiyorum zaten.Lakin hani diyoruz ya 70 milyon sizi izliyor nasıl bir sinerji nasıl bir fesat nasıl bir karma,reiki,buda,yoda ilyada adını siz koyun nasıl bir güç ise önce yağmuru durdurduk sonra zemini kurutttuk (tamam saha alttan ısıtmalı sağdan soldan soğutmalı 2.vitesten vurdurmalı olabilir ama) yetmedi mükemmel yedek Semih ile daaaaaaaaaaaaaayyyyt dedik bir anda oyuna hakim taraf olduk lakin baktık İsveç çikolatası yükleniyor ismail yklar bindiriyor aman dedik naaapsak tam dağılmışken 70 milyon tek yumruk olduk duvalar yenilen tırnaklar,yakılan sigaralar derken Volkan nasıl becerdiyse (omzunu flana da çıkartmadan) 4 kişi ile karşı karşıya o topu kurtardı o ölüm sessizliğindeki maç izleyen yüzlerce Türk ancak o kadar senkronize olabilir hepimiz alkışladık Volkan'ı taaa Kurtuluş'tan (duyar o bizi) Nihat'a küfür Tuncay'a küfür keşke sahada Hakan Şükür olsaydı (anladımki hep birileri küfür yemeye mahkum bizim takımda) Maç boyunca sövülen Arda sahneye çıktı tep oğlum topu vur gooooallll Arda kahraman dert tasa kriz oldu duman dünya şampiyonu Türkiye çok yaşa sen çok yaşa 1 2 3 ler şampiyon Türkler 4 5 6 Fransa battı 7 8 9 Alaman domuz.

10 11 12 bizimkisi gol sevinci 13 14 15 izmirian şeşbeş gol sevinci kokan kısık azda travesti efektli bir ses ile,hepinize iyi günler.



Devamını oku >

Müzikal Orgazm

Önce birkaç sıkıcı cümle gevelemek lazım görünmezliğin devamı adına ama biberleme isteğini içimde pek hissetmediğim için öteleme olarak lafı dolaştırmak kalıyor elde sadece.Sorun değil lakin.Bu da işimizi görür.Ha gayret.Birkaç cümle daha.Hesap kitap yapıyorum saate bakıp.Gece dörde yaklaşıyor.Elimde anatomy of a murder var.Daha doğrusu açtım,beşinci dakikasında dondurdum ekranı.160 dakika.Bir iki kahve molası,tuvalet ziyareti derken sabah yediye kadar taşır.Sonrasında taşıyacak başka bişi bulurum. Sanırım yeterli bu kadar geveleme.Nerede duyduğumu tam hatırlamasam da,sanırım hayatımda duyduğum en güzel tanımlardan biri bir duygu için.Evet,müzikal orgazm.Nedir derseniz,hemen bu yazının altındaki şarkının 'angel take me far away!' kısmında yaşanandır.Seks gibi düşünülebilir,şarkıda zevkin doruk noktasına çıktığı andır. Genellikle gitar sololarına veya çoklu vokallerin girişine rastlar bu orgazm anları. Kurban'ın yine'sinin gitar solosunun sonu,Pinhani'nin düğün'ünün gitar solosunun sonu...Birçok şarkıda çeşitli şekillerde yaşanabileceğini belirtmek amacıyla yerli ve sıradan örneklerden sonra,şahsım adına birkaç önemli şarkıyı sıralayayım;misalen ilk olarak,dance of death gelir aklıma,ki en uzun orgazmlardan birini yaşatır bu şarkı.3:00 dan bitene kadar sürer.Mirror mirror,şarkıyla ilişki içinde kısa süreli ve çok fazla müzikal orgazm noktası bulunabilecek bir eserdir mesela.Yine seksle bağdaştırmaya devam edersek,erken boşalmayı anmamak olmaz, Offspring'in 'dammit, i changed again'şarkısı gelir akıllara,baştan kopar şarkı.

Böyleyken böyle sevgili izleyenler.

Müzikal orgazmlarımızı yaşayalım derim en son.

Coşalım, coşturalım.

Evet.Şimdi tekrar merkez stüdyolarımıza dönüyoruz,birand sendeyiz.



Devamını oku >

6.06.2008

amuğa koyim

Ne kadar şanslı bir milletiz ki,argo kültürü gibi inanılmaz bir miras kalmış dedelerimizden.Lastik gibi nereye çeksen gelir bir lisan,enteresan bir dilbilgisi şiveye göre değişik ses oyunları,söz cambazlıkları v.s.Ama içlerinde öyle bir tanesi var ki küfürün,mizahın şahı,argonun Poseidon'u.Zaman zaman sıcak bir dost eli,bazansa isyanların en kudretlisi''amuğa koyim ''.Ulu bestekar Fedon'un da mısralarında dile getirdiği gibi''ne seninle ne de sensiz olmuyordu''nun iki sözcüğe indirgenmişi''amuğa koyyim''.Kimi zaman coşkuyla kimi zaman fısıltıyla açığa çıkan,boşluğunu kimsenin dolduramayacağı ne fuck you'nun ne scheisse'nin yanında sekizinci sınıf avantür şarkıdan ileriye gidemeyeceği;sürekli övünme ihtiyacı hissettiğimiz yoğurt kelimesi, bordo berelilerimiz,baklavamız,dönerimiz gibi Türk'ü Türk yapan ilk on listesinde en başa koymamızın artık vaktinin geldiği bir sevdadır amuğa koyiim...

---- to be concluded ----


Devamını oku >

6.05.2008

Neden 31 ?

Oysa ben hep 33 olsun istemiştim.Belli bir amacı yoktu sadece 3 rakamını severim.ilköğretim yıllarında arkadaşlarımın hepsi 31 den bahsederken ben hep bu rakamın ardındaki gizeme kafa yoruyordum.Sorduklarında ise içim acıyarak bende 31 çektim derdim yalandan.Neden 31 lan yoksa bende bi sorunmu var?Neden benim rakamım her seferinde farklı çıkıyor? Aq yoksa ben hibinomuyum? Niye onlar gibi tam 31 e denk getiremiyorum? Bu hiç kimseye söyleyemediğim düşünceler bana adeta beyin damcıklaması geçirtiyordu ama hiç bi zaman bunu kimseye söylememiştim.Dışlanmaktan korktum belkide "bak lan bu 27 çekiyor 31 çekemiyor ehikikiki" diye benimle daşşak geçmelerinden korkuyordum.Ben ve benim gibi bu sorunsalı yıllarca merak edip meramını kimselere anlatamayan sessiz çoğunluk adına soruyorum ;
Neden 31?


Devamını oku >

6.03.2008

Manita bulamıyorsak hibino mu olalım

Aslında bu düşünce ben ve benim gibi abazanların birer özeti gibi.(Bu sıfatı kendime de ilk defa burda yapıştırmıştım oldum)Ayıp.Abazanlık,olmaktan utanmamak gereken birşeydir.Kalpten,yürekten gelir.Ruhun derinliklerinden bir yansımadır aslında.Güzele olan açlıktır.Güzeli beğendiğini belirtmek ve açıkca ifade etmektir. dürüstlüktür."cinsellik kaygısında ve arayışında değilim.Arayış içerisinde değilim, abazanım." diyebilmek yürekteki ve zihindeki gücü açığa koyar.bir söylemdir. Harbiden.Birden geçmiş yıllarımın muhasebesini yapma ihtiyacı hissettim.Yıllarca koştuk kız peşinde...Benim beğendiğim vermedi, bana vermek isteyenleri de ben beğenmedim.Bir nebze olsun osbir sayesinde içimde kopan fırtınaları dindirebildim ama her zaman caddelerde sokaklarda avazım çıktığım kadar bağırmak istedim "verin lan bana" diye.Olmadı.Olamadı tam bulmuşken kendi aptallığım yüzünden kaçırdıklarımı saymıyorum bile.Bir gün kaybedecek birşeyi olmayan her insan gibi önüme gelenden istemeye başladım.Bu seferde "Babyface" sorunsalı ile yüzleşmek zorunda kaldım artık devir değişmiş cıvırlar bebek yüzlü brad pitt gibi adamlara vermeye başlamıştı suratımdaki sert ve vakur ifade bkz: foto yüzünden artık herkes benden kaçmaya başlamıştı ne yaparsam yapayım manitalara performansıma dair istatistiklerimi anlatamadım.Artık bu ıstırapları çekmeye dayanamıyorum.Bende bi hibinatör olup manitalara yaklaşmaya çalışıcam aq bakalım işe yarayacak mı?

Ferdi Tayfur-beni köyümün yağmurlarında yıkasınlar (köylü fetişi) şarkısını ekleyecektim.Sonra ekliyiveririm canlarım.Hoşçakalın


Devamını oku >

5.29.2008

Artık asansör fobim var

Söylemeye dilim varmıyor.Normal şartlarda kimseye de anlatamazdım ama buradaki samimi hava bana öyle bir gaz verdi ki yaşadığım hüzünlü bir gaz olayını sizinle paylaşmaya karar verdim.Evet bende yaptım.Kabullenmesi zor belki ama bende osurdum.Hemde asansörde.İnanın kötü bir niyetim yoktu.Sadece asansörde yalnızken osurmanın merakı ve dayanılmaz cazibesine kendimi kaptırdım , şeytana uydum.Bok yedim.Sövün aşağılayın ayıplayın beni.Ama lütfen bir an için kendinizi benim yerime koyun 7 biradan sonra bindiğim asansörde yalnız ve alkollu olmanın verdiği rahatlıkla Katototopark şeklinde biraz hüzünlü birazda liseli gençlerin ergenlik enerjisiyle attıkları naralara benzer bir sesle (ki öyle)osuruk kütlesini asansöre bıraktım.Belkide sesli osuruk hayatta kokmaz hurafesine güvenmiştim.Ama bu öyle bir acı koku idiki İnsan kendi osuruğundan iğrenmez mitlerinin fasa fiso olduğunu kanıtlıyordu aq.Nasılsa 3 kat daha vardı kimse anlamazdı gizlice sıvışıp giderdim ve kimin osurduğu belli olmazdı.(yarramı belli olmaz)Buraya kadar herşey normal olsa da nerden bilirdim ki saatlerdir barda iş attığım laetita castaya benzeyen hatunun arkadaşıyla beraber 1 kat sonra asansöre bineceğini.Belkide ne hayalleri vardı Asansörde çarpışacağız birden sohbet başlayacak telefon alıp vereceğiz belkide bana boş ev varsa gelirim demeye kadar ilerleyen bir arkadaşlığımız olacaktı aq.Ne mi oldu fısır fısır konuşmalarından ve suratlarını ekşitmelerinden osuruk kokusunun keskinliği hakkında konuştuklarını tahmin edebiliyordum.Bu kadar rezalete dayanamadım ve hemen ilk katta indim hayal meyal "bunun resmen içi çürümüş"" dediklerini duyabildim.Yürüdüm göz yaşları içinde şansıma sokayım diyerek.Ve yeniden dertli dertli osurdum.Kısadan Hisse: Bira İçtikten sonra asansöre binmeyin.


Devamını oku >

5.28.2008

Önemli olan işlevidir saçmalığı

Ne demek efenim yeterki işlevi önemli olsun.Kadınların resmen et parçası olarak görüldüğünün alenen kanıtıdır bu söz.Kadın insan değil mi doğru düzgün tatmin olmaya hakkı yok mu?Partneri zevkten geberecek ama kadın nasılsa zikiyor nasılsa işlevli diye susacak oldu mu?Nerde Kadın erkek eşitliği.Erkek nasıl daracık ve kaygan bir kuku istiyorsa,Her kadın da kendini tatmin edecek bi erkek ister.Belki rocco'nunki gibi devasa ya da kol kadar kalın bir zik istemiyorlardır muhtemelen,ama karşısındaki bamya zikli herifin işleve bak yavrum şeklindeki rencide edici aşağılamaları da kadınları incitmekte yaralamakta ve herşeyden önemlisi sinek ısırığı gibi bir bir orgazm yaşatmaktadır.En azından yuvaya oturan ve orda uzun süre kalan standart bir zik onların hakkıdır biraz empati lütfen.Gaykedi'nin haftanın şarkısı başlığı altında verdiği erotik kokan şarkıya ithafen,Gökhan Kırdar - ah ayartan yar şarkısını gönderiyoruz.


Devamını oku >

5.15.2008

Rodeo Pozisyonu

Soğanla kavrulmuş aşklar nedense bana hep lacivert ineklerin gökdelenlerle olan yasak aşkına karşı çıkan molozlar gibi gelmiştir.Ama bu seferki soğanla kavrulmuşun aksine , sıcaklığı ölçülemeyen bir ilgi ve sevgi.Benim hiç ferrarim olmadı.Dolayısıyla ekmeği yarıp arasına panzer koyamadım hiç doyasıya.Amin demek geliyor içimden özlenen pancarlar sütlaçlarla kıyasıya savaşırken. Ve bir nefes daha çekiyorum çubuk krakerimden. Gözlerimi dikiyorum hiç gıcıklayıcı klozete.Ve bitiyor herşey, bitiyor bu kremasız yazı.Gece gece oturmuş blog yazıyoruz , bunu bu kadar hisli yazdığımı bilseydim ağlardım şerefsizim.Pufi sana geliyorum.Yarın absolut + kaptan blackleri alıp yürüyüşten sonra beşitaş sahilde rodeo pozisyonunda rahatlayacağız.mis.Pufi'nin hediyesi, bayıldım şarkıya aç sesi




Devamını oku >

5.12.2008

Seksi Hemşireler

Gerek elinde şırıngalı resmiyle olsun,gerek bevliye uzmanı Necati Göğebakar'ın yardımcısı konumunda olsun çeşitli fantazilere konu olan bu ulvi meslek sahiplerinin gerçekte en önemli özellikleri çenelerinin çok düşük olması.Aslında temiz memurlar herkes gibi, ama herkes gibi lekenirler.Çoçukken hemşirenin birinden yediğim o antibiyotikten sonra hemşirelere gıcık kapmaya başladım.O ne iğneydi yaa.Sex objesi olarak görenlerin azraili olacağım inşallah.Sözüme bildiğim, tecrübe ettiğim ünlü hemşireleri anarak son vermek istiyorum; Florenca Nightingale, Asia Carrer ve Petek Dinçöz.İyi geceler .








Devamını oku >

5.07.2008

Penguen Anneler günü

Biraz önce kahvemden biraz daha içtim.Bu demektir ki uyumak istesemde uyku tutmayacak.Bugüne özel yatağımdayım erken girdim yatağıma.Tertemiz yumoş kokuyor ama yatmam için yeterli değil.Erojen bölgem kucağımda iki gündür aralıksız çalışan laptop un sıcaklığından sanki bir çöl misali kavruluyor,gazetede okumuştum, haydarım demiş sanırım, bu tip durumlardaki kişilerin kısır olma olasılığı normal insanlara göre %20 daha fazla diye. Gel lan buraya şermin,şermin dedim de şirvan aklıma geldi ! Mayıs ayınının 2. haftasının pazar günü olarak bilinen Anneler günü az kaldı onada.Pijama aldım ben. Fosforlu yeşilli beğenmesini umut ediyorum.



Devamını oku >

5.04.2008

çokta fifi

Kadıköy'den yeni geldim eve,heryerim ağrıyor,bir adana yedim , hala içim cayır cayır yanıyor.Yarın da okul var,giremedim sıcacık yatağıma.Ortaokuldu galiba bir din hocam vardı din derslerinde toshiba dizüstü bilgisayarını getirir,arşivinden çıkarttığı sırkapısı filmlerini bize izletirdi.Arkaya geçer fıkır fıkır gülerdik.Her neyse din hocam söylemişti,sağ omzumuzda yaptığımız iyilikleri, sol omzumuzda da yaptığımız kötülükleri not eden (çizgili harita metod kullandıkları kanısındayım, mopak muhtemelen) birer meleğimiz varmış.Bunlar biz tuvalete girince kapıda beklerlermiş.Fantastik geliyor ama işte inananlar için bu gerçek.Bir gün var aklımda.Hatta diyebilirim ki en güzel günlerimden biriydi.Bardaydım.Hayatımda bir kaç kez gitmişliğim var o gittiğim zamanlarda yine alkol var kanda.İçiyorum ama günaha girdiğimin farkındayım.Sol tarafım sağ tarafıma küfrediyor anlayacağınız.Ulan şerefsiz kolum ağrıdı yaz yaz, azcık yardım etsene.Bana ne lan? Benim olayım ayrı hehe.gülüyodum muhabbetlerine.Az sonra görüşürüz diye "haydi eyvallahı" çakıp girdim tuvalete.Sidik torbam torbalıktan çıkmış battal boya dönmüş.Deli gibi işiyor ve aynı anda leyla kafayla tuvaletin camından dışarıya bakıyordum.1. kat, apartman boşluğu gibi bir yer ordan da dışarıya açılan başka bir kapı.Bir anda yüksek promilli süper bir fikir geldi aklıma.İşemem bitince vınnn dışarıya kaçtım pencereden.Evet özgürdüm artık.Ne sağımda ne de solum da bir melek vardı.Geride, kapının önünde kalmıştı muhasebecilerim.Kimse hesabımı tutmuyordu.Neler yaptım neler o gece.Saat yarım oldu kubo , yatak seni çağırıyor


Devamını oku >

5.03.2008

Cem Yılmaz yeni ttnet reklamı


Küçükdük şöyle 11-12 yaşlarında lemandan karalardı birşeyler gülerdik arkadaşlara tavsiye ederdik çizdiklerini keser arşivlerdik.Sonra stand up yapıyor dediler biz hala küçükdük 13-14 yaşlarında merak ederdik gidemezdik!Okulda oraya şuraya gezi düzenlenirdi istekde bulunmuştuk onun gösterisine gidelim diye kayde değer bulunmadı! Sonra gazetelerden cdlerini aldık izledik güldük eğlendik esprileri izlemeyenlere yapdık ama izlemeyen bulmak pek mümkün değildi tek tük şeş kaza kız tavlamak içinde kullandık hani kızlar kendini güldüren erkeklerden hoşlanır geyiği var ya ona inanarak sonra arada reklam filmleri çekti onlarada güldük.Askere gitti biz o ara büyüdük!Geldi bu sefer gösterisini canlı izledik orjinal küfürler öğrendik!Bir uzay geyiği vardı o gösteride sonra onu sinemaya taşıdı ne olduysa ondan sonra oldu film komikti ya da gibiydi ama sonra gözümdeki o 13-14 yaşlarındaki Cem Yılmaz gitmişti.
Sonra sonra anladım ki para adamı bozar derlerdi doğruymuş bir yerde !Şu zihniyet oturmuş o komik adam a ben bişi yaptım tuttu bundan sonra ne yapsam bu millet yer artık.Üzgünüz Cem bey boynuz kulağı geçer derler.Arkandan gelenler kendilerini bozmadan devam ediyorlar sense her daim magazinde benim güldüğüm cem yılmaz sa karikatürlerde yani arşivde çok eskilerde.Cem yılmaz ve şaşı ailesi


Devamını oku >

4.26.2008

Asansörde karşılaşılan kadın nasıl ayartılır?


Asansöre bindiniz. İlk kez gördüğünüz bir kadın var içeride. Fazla zamanınız yok, maksimum 30 saniye. 29, 28 Geri sayım başladı.Olabildiince yüksek bir bina bulmak.Hatta gökdelen en iyisidir tabi şu an için yok öyle bir imkan.
Asansörde fik fik yapma taktiklerini vericem negatif bir sonuç alırsanız ben burdayım emi canlarım.Asansör, banka kuyruğu, bilet sırası gibi yerlerde avınızla birebir karşılaşırsınız. Orada bulunma zorunluluğundan dolayı da avınızın kaçabilecek hiçbir yeri yoktur. Cevval avcı zaman kısıtlamasıyla da başa çıkmayı bilir. Kadın size durduk yerde kendisine asılan bir manyak muamelesi yapmıyorsa acilen atağa kalkışmanız gerekiyor. Çünkü taş çatlasa bir dakikanız var.Bu deneyimi bir süreç olarak düşünmelisiniz. Bir defada oldubittiye getirmek her yiğidin harcı değil. Özellikle asansörde avlanmak için mevzubahis kadınla en az beş kere aynı asansörü paylaşmanız gerekiyor ki bir yüz aşinalığı oluşsun. Burada kilit nokta ilk izlenimin önemini unutmamak. İlk görüşte "Ben sizin var ya köleniz olurum" gibi cümleler kurarsanız kaybetmeye mahkumsunuz demektir. Yapmanız gereken tabii ki ona asılmak, ama hissettirmeden, sinsice...
Birinci safha: Operasyon Delta
Asansördeki ilk baş başa kalışınızda ilişkinizin temelini atacaksınız. Kadını ürkütüp kaçırmamak için saygılı, dostane ve biraz da mesafeli davranmalısınız. Burada "İstemem yan cebime koy" dercesine rol kesmelisiniz. Bütün hayallerinizin daha başlangıçtan yerle bir olmasını istemiyorsanız dağlara adım adım tırmanmayı öğrenin.

İş hakkında konuşun
Muhtemelen bu kadının kim olduğu, ilgilendiği şeyler, işi ve çalışma tarzı hakkında bir iki fikriniz oluşmuştur. Bunları bilseniz bile bilmiyormuş gibi davranıp ortak noktalara vurgu yapan sorular sorun. Ama ilk konuşmada kesinlikle mızmızlanmayın ve negatif bir fikir belirtmeyin. Örneğin "Cumartesi günü işe gelmek amma da bayıyor, değil mi?" gibi bir diyalog başlangıcına girmeyin. Bunun yerine, ona cevabını bildiğiniz soruları sorun. Maksat muhabbet olsun.Fiki yi düşün !
"Bilmem ne departmanındasınız değil mi? Göreviniz nedir?", "Sabahları hep neşelisin, sırrı ne bunun?" gibi yanıt vermek zorunda kalacağı sorular işinizi görebilir. Ona ayrıntılı cevap verebileceği sorular sormayı başarırsanız bamteline basmış olursunuz. Artık onunla rahat rahat çene çalmak, sohbet etmek için kahveye davet edebilirsiniz.

Basit ve içten komplimanlar yapın

Kadınlar küçük şeylerin farkına varan erkeklere bayılırlar. Diyelim ki asansöre bindiğinde normalde giyindiğinden çok daha güzel giyindiğini fark ettiniz. Bu noktada gayet hızlı davranıp hemen bir kompliman yapın ve uzatıp üzerine gitmeyin. "Ayakkabılarınız çok yakışmış", "Bu renk gerçekten çok güzelmiş" gibi. Bir dahaki sefere açılış cümleniz hazır: "Geçen gün ne kadar da şıktınız, özel bir gün müydü?" Ama unutmayın, giydiği bir şey veya takıları üzerine yorum yaparken onun ne kadar güzel olduğunu, ona bayıldığınızı söylemeyin. Komplimanınız hafif, ölçülü ve olabildiğince cool olun.

Beden dilinizi kullanın

Hedefle buluşma ne zaman gerçekleşecek bilemezsiniz. Her an hazırlıklı olmanız gerek. Asansöre her binişinizden önce kendinizi kontrol edin. Saçınızı düzeltin. Varsa kravatınızı kontrol edin. Dişinizi temizleyin. Nefesinizin kokmadığından emin olmanız bile iyidir.

Büyük an geldiğinde asansörde onunla karşılaştığınızda bedeninizin dili de önemli olacak. Konuşmasanız bile gözlerine bakıp gülümseyebilirsiniz. Rocky'nin Ivan Drago'ya baktığı şekilde bakmayın yeter. Her defasında çok küçük adımlar atarak yaklaşın. Her yeni karşılaşmada küçük sohbetler ve mimiklerle ilişkinizin temelini sağlamlaştırın.

İkinci safha: Operasyon Venüs
İkinci safhada daha doğrudan, niyetinizi daha dolaysız bir şekilde belli edebilirsiniz. Tabii ki ondan da karşılık aldıysanız. Şimdiye kadar takdir edilecek şekilde başarılıydınız ama bunun gazıyla hedefinizi unutup havalara girmeyin. Saygınızdan, centilmenliğinizden ödün vermeyin. Attığınız temelin üzerine parça parça tuğlalar ekleyerek ilerleyin.

Teklife hazır olun

İlk aşamada, yüzünüzü tanıttınız, onunla konuştunuz. Onu ortak ilgi alanlarından biraz da olsa haberdar ettiniz. Şimdi, ikinci adımı atmaya hazırsınız. Eğer yakınlarda güzel bir kafe varsa birlikte bir kahve içme teklifinde bulunun. Bu, hem çok kısa sürecektir hem de yakındaki bir yere gideceğiniz için güven verici olacaktır.Kahve, yemeğe ya da sinemaya davet etmekten daha masum bir tekliftir. Reddedilme olasılığı da düşüktür. Büyük adımları sonradan atacağınız için bunu kişisel olarak yapmanız da gerekmiyor. Ortak arkadaşlarla çıkılan bir kahve molasına onu da davet edip en büyük ilgiyi ona göstererek de işinizi halledebilirsiniz.

Duraksamayın

Unutmayın, çok az vaktiniz var. Asansörle yukarı çıkarken veya aşağı inerken dilinizin ucundaki soruyu sormak için bekleyip gergin bir sessizlik olmasına izin vermeyin. Göğüslerine bakarken yakalanmayın. Kaçamak bakışlarla vakit harcamayın. Çünkü duraksadığınızı hemen fark edecek ve sizin sinsi bir düşünceniz olduğunu anlayacaktır. O asansöre biner binmez konuya girin ve havadan sudan konuşarak vakit harcamayın.

Üçüncü safha: Operasyon Kaspars Kambala
Rekor zamanda büyük başarı elde etmek her zaman kolay değildir. Bu nedenle ilk denemenizde başarısız olursanız hayal kırıklığına uğramayın. Olaya iyi tarafından bakmaya çalışın. İlişkiler dünyasında her deneyim bir tecrübedir. Bundan sonraki olası hedefiniz üzerinde çalışırken daha deneyimli olursunuz. Vurucu hamleyi 12'den koyarsınız. Asansörde bir de stop tuşu vardır ki ustalaşınca ne işe yaradığını anlarsınız.


Devamını oku >

4.25.2008

Haftanın Hediyesi

Merhaba , Ömür Kılıçarslan.Sevdiğim ve saydığım,ömrünün uzun ve huzurlu olmasını dilediğim ekubio.com'da haftanın hediyelerini vermek üzere kubio tarafından çağrılmış bulunmaktayım.Gurur duyar iftihar ile sunarım,her hafta size sunduğum hediyelerle bu ortama ayak uydurmaya çalışacağım.Bugünün değerini bilmeyenlere hediye yok ! Haftanın son günü olmakla birlikte, haftasonunun habercisi, motive etme kabiliyeti yüksek bir gündür Cuma.Üzerine yapıştırılan bunca tatil hissiyatından dolayı.Benim için hatta çoğu insanın tembelliğinin desteklendiği gün bugün.İnsan tembelliğe olan düşükünlüğünden sebep cumaları müslüman, cumartesileri musevi, pazarları da hrıstiyan olmak isteyebilir pek tabi.Her neyse bu kadar satır yeter haftanın hediyesini verelim ,

Alın bakalım koparın koparın için

"http://library.thinkquest.org/C0115926/drugs/Cannabis_Specimen_6743.jpg" grafik dosyası hatalı olduğu için gösterilemiyor.
Alt Tarafı Bir Bitki İşte
''Otlanmak kültürdür.Yaşamayan bilemez.Önyargıları yıkmaya çalışın biraz biz içmeyenlere neden içmiyosun demiyoruz.İçen içer içmeyen sktr olup gider''

vaaoov cool bir serseriyim ben-ahahah


Devamını oku >

4.23.2008

Torunlarıma İktisadi görüşlerim

Kendisini imha etse nekadar mutlu olacak huf kişisiyim ben.Sır diye bir kitaba göz atmış 'ne lan bu kişisel gelişim kitaplarının bokunu çıkardılar' dedim kendi kendime.İyi şeyleri çağırdığınızda iyi şeyler oluyormuş.Dünyanın manyetik çekimi bik bik diyip öle kariyerli adamlarıda içine aldıkları evcilik oyunu oynamışlar.Bir anda hakkaten öylemi diye düşündüm.17 yıllık yaşam sürecimde sürekli kötüye alıştırılarak büyüdüğüm memleket toplarakları pesimist bir lost adası mıydı hafiften?İnsan umutsuzken hatta yapacak hiçbirşey kalmamışken en saçma sapan fikre bile inanır hale geliyor.Neden uzattım bu kadar açıklama partisyonunu ? işte bundan!İyi birşeyler gelişemiyor hayatımda.Metropol insanı gibi halsiz uyanıyor,geceden vazgeçiyorum okula gitmekten.Okula gitmek için bile geceden düşünce vitamini almam gerekiyor.'herşey daha iyi olabilirdi' derken bile ütopyadan bahsediyorum ancak distopya olsun istediğim bu evrende.Kızıyorum ve çok başka kişileri oyun hamuru yapıyorum.Bu duyguyu okadar iyi biliyorum ki onuruma düşkün yaşıyorum.'azıcık cesaretim' olsaydı diye devam ediyorum.Herkes bana cephe alıyor,gelen yardımları istemiyor hale geliyorum.Köşe dönmek,başkalaşmak istiyorum.çabuk kırılıyor,kırıyorum.Erken antrpoza giriyorum sanırım.Neyse diye uzar.Tüm olanların haricinde gerçekten kendimden bahsetmek sinir bozucu!evet velasıl üç tas has hoşaf.23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Kutlu olsun :) Seçim her zaman var kubo ! Fusun Onal'dan Hayat Bayram olsa keşke lan


Devamını oku >

4.20.2008

Naive New Beaters - Live Good

Güzel konsept, güzel müzik :)


Devamını oku >

4.11.2008

Lindsay Lohan,çıplak

21 yaşındaki Hollywood yıldızı Lohan, yetişkin bir aktris olduğunu kanıtlamak için bir nemfomanyağı oynayacak.Genelde bol sıfırlı ücretler talep eden Lohan bu filmdeki rolü için çok az bir parayı kabul etmiş. Üstelik çılaklığa hiç alışkın olmayan Lohan ! bu filmde canlandıracağı hastalık derecesinde sekse düşkün (nenfomanyak) garson rolü için çırılçıplak oynamayı kabul etmiş.Başka bir kullanım için:nemfoman.Hangisi doğrudur bilemiyorum.Tarihteki ilk nemfomanyak messalina'dır,roma imparatoru cladius'un eşidir.Tebdil-i kıyafet edip romalı delikanlılarla birlikte olduktan sonra sabaha onları öldürten bir kadınmış.Bu olayları ayyuka çıkınca bir gladyatör tarafından öldürtülmüş.''lied von lacrimosa ''

nemfomanlar aslında seks yaparken zevk almaz, acı çekerler.Her seferinde acı çekmeme özlemiyle işe girişir,ama her seferinde daha çok acı duyarlar.Ciddi bir rahatsızlıktır, sekse düşkünlükten ayrı tutulması gerekir.Geçen aylarda eski erkek arkadaşının Lindsay'i nemfomanyaklıkla suçlaması da bu rolüyle gerçekten örtüştü yani.Ne kadar ilginç değil mi? Yakınlarına bu konuyla ilgili olarak artık bir oyuncu olarak kendini ispat etme zamanının geldiğini belirten Lohan, aldığı paranın umrunda olmadığını, iyi bir oyuncu olduğunu kanıtlayacağını söylüyormuş.Merakla bekliyoruz,bu hatun biçimi doyumsuzdur doymamış oranı yüksektir isterde ister.Lindsay'da öyle olucak yeterince mutlu olucaz sanırım.Müziğe takıldım kaldım .,



Devamını oku >

4.09.2008

Teşekkürler Fenerbahçe

tikimiki senin işin gücün yok mu ya? İşin gücün orayı burayı karıştırmak.Senin tek çaren haydar dümen.Dümensiz dolaşma çok.Eski bir dosttan tavsiye ;)Buraya yazdığın yorumları gözü kapalı çöpe gönderiyorum ona da dikkat.Neyse geçelim ve gelelim Fenerbahçe Chelsea maçı analizine.Sokun götünüze kupaları belki nirvana'ya ulaşırsınız.{Gaylord spor kulübü}Altın Çağı'na bir mevsimlik ara

Chelsea'ye İngiltere'de Deep Blue derler. "Derin mavi..." O derinlikte boğulmamak herkesin harcı değildir. Biz 4. dakikada golü yerken, defansımızda herkes kendi dünyasının derinliğindeydi belki.Daha maçın başında "yarası kudurmuş" bir Chelsea vardı sahada. Kurulmuş robotlar, sahanın her yerinde, ikili mücadelelerde ayaklarıyla da yumruk atıyordu sanki. Chelsea'nin Alex'e duyduğu saygının bedeliydi (!), ona yapılan sert hareketler. Daha maçın başında Alman Ballack'ın yaptığı edepsizliğe göz kırpan Alman hakemin, Alex'in imha edilmesindeki rolü büyüktü.Deivid beklenen oyunundan uzaktı, Kazım etkisizdi. Özellikle ilk çeyrekte, Chelsea'nin hızlı çıkışlarını, ama buna karşılık Fenerbahçe ataklarında, "tam kadroyla" defansa geçtikleri gördük. Semih'in sırtı dönük oyunundan vazgeçip, orta alandan sürpriz golcü kimliğine soyunduğu dakikalar, karşı kaleyi yokladığımız dakikalardı. Muhteşem bir Lugano vardı sahada. Hayati müdahalelerde bulundu, topu kullanmakta da ustaydı. Fenerbahçe formasıyla, en iyi maçını çıkardı. Karşısında hayvani güçler vardı da, her birini alt etti. İlk yarıdaki kafa vuruşu gol olmalıydı... Edu, Gökhan Gönül ve Volkan'ı da tırnak içine almalıyım.Yoo, inatla üzerinde duracağım. Çünkü sinsi bir hakem vardı sahada. Devid'e Makalele'nin yaptığı sarı kartlık hareketi geçiştiren, ardından Alex'e ceza alanı önünde yapılan net faulü vermeyen o kişiliksiz adamı görünce, "Bu adam sahibinin sesi" dedim. "Adaletin hiç kimsesi."

İlk yarıda, ikinci yarının planlarını yaptığı her halinden belli olan Fenerbahçe'nin, ikinci yarıdaki oyunu, turu hak edecek kadar etkiliydi. Chelsea'yi "korkularına gelin eden" bir takım vardı sahada. Zico'nun hamleleri ustaydı. Bütün futbolcuların, kanıyla yarışıyordu damarları... 82. dakikada Uğur Boral ve Kazım'ın vuruşlarında olması gereken olmadı da, Lampard olmazı olur yaptı.Dün gece, Fenerbahçeli futbolcuların alın terinde, bütün tarihleri altüst edecek bir destan gizliydi de... Koca bir devi esir edecek kadar büyüyen bir takımın talihi yoktu. Hiç önemli değil. Fenerbahçe "Altın Çağı"na bir mevsimlik ara verdi.. Arkası gelecek yıl! Merak etmeyin, sayılı günler çabuk geçer.sarı lacivert fener en büyük fener alkışlayın ulan ibneler bu saatte anca bu çıkıo:)

Hakkı Yalçın


Devamını oku >