genel etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster
genel etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster

5.28.2008

Önemli olan işlevidir saçmalığı

Ne demek efenim yeterki işlevi önemli olsun.Kadınların resmen et parçası olarak görüldüğünün alenen kanıtıdır bu söz.Kadın insan değil mi doğru düzgün tatmin olmaya hakkı yok mu?Partneri zevkten geberecek ama kadın nasılsa zikiyor nasılsa işlevli diye susacak oldu mu?Nerde Kadın erkek eşitliği.Erkek nasıl daracık ve kaygan bir kuku istiyorsa,Her kadın da kendini tatmin edecek bi erkek ister.Belki rocco'nunki gibi devasa ya da kol kadar kalın bir zik istemiyorlardır muhtemelen,ama karşısındaki bamya zikli herifin işleve bak yavrum şeklindeki rencide edici aşağılamaları da kadınları incitmekte yaralamakta ve herşeyden önemlisi sinek ısırığı gibi bir bir orgazm yaşatmaktadır.En azından yuvaya oturan ve orda uzun süre kalan standart bir zik onların hakkıdır biraz empati lütfen.Gaykedi'nin haftanın şarkısı başlığı altında verdiği erotik kokan şarkıya ithafen,Gökhan Kırdar - ah ayartan yar şarkısını gönderiyoruz.


Devamını oku >

3.16.2008

Vahşi Cazibe,Boxer'ın 2008 sayısında

Joanna Krupa evrim teorisini çökerten kadındır.''hayır,maymundan bu türeyemez'' dedirtmiştir bana :)Wsop 2006'da oynarken görmüştüm.Yalnız fanlarım arasına girmiş değil.İlgilenenler için.

Havasından mı suyundan mı yoksa yönetim biçiminden midir bilinmez, eski Demirperde ülkelerinin kızları hep çok güzel. Dönemin baskıcı rejimi "Kadınlar dünyanın en güzeli olacak" diye bir emir vermiş ve Krupa'nın anne babası bu emre harfiyen uymuş sanki. Otel işletmecisi bir ailenin kızı olarak 1981 yılında Varşova'da doğan Joanna beş yaşına geldiğinde Chicago'ya göç etti. Bölgenin yoğun Leh nüfusu sayesinde tam bir Polonya kültürüyle yetişen seksi güzel öğrenimini kendi vatandaşları ile sürdürme şansını da yakaladı. Fakat Amerikan kültürüne ayak uydurması da fazla vaktini almadı. Bale ve step dersleri alan Joanna yüksek öğretimin onun için olmadığına karar vererek model olmanın yolunu tuttu. İşte bu noktadan sonra da kendisine "Yürü ya kulum" denmiş oldu.


Los Angeles'da birçok ünlü fotoğrafçı ve modacı ile çalışan Joanna kariyerinde hızla yükselmeye başladı. Görünen o ki uzun yıllar boyunca da zirveden inmeyecek. Modelliğin yanı sıra oyunculukta da kendini kanıtlamaya niyetli olan Joanna aralarında "ER", "CSI", "Son of the Beach" ve "The X Show" gibi ünlü dizilerin de bulunduğu birçok yapımda konuk oyuncu olarak yer almayı başardı. Geleceğin Meryl Streep'i olmayacaksa bile şimdiden güzelliğiyle vasat oyunculuklarını kapamaya çalışan Hollywood yıldızlarının korkulu rüyası haline gelmiş durumda.


Devamını oku >

3.14.2008

Penisin varsa derdin var.

Tanrı dünyayı yarattığı ilk gün Adem ve Havva'yı yanına çağırır ve sorar.
Elimde 2 şey var ki karar verip bunları paylaşmanız lazım der.
Peki derler, anlat...
Bunlardan ilki sayesinde ayakta işeyebilecek, yürürken sallandığını hissedecek ve onu olur olmaz yerlere sokmak için koşturup duracaksınız der.
Erkek hemen atlar; Ben istiyorum ben.
Tanrı peki sen bilirsin al bakalım penisini güle güle kullan der. Erkek mutlu hemen takıp oynamaya başlayarak oradan uzaklaşır.
Bunun üzerine kadın sorar, e peki öteki neydi?
Sanada akıl veriyorum, akıl.
Erkeğin hayatı boyunca penisinin peşinden koşmaktan hiçbir zaman ihtiyacı olmayacak bir şey, akıl!

Genelde kadınlar anlatır bu hikayeyi, ama gerçek payı vardır biraz. Penis yanıltır, penis şaşırtır, penis saçmalatır.
Çoğumuz iyi ki erkek doğduk dememize rağmen, penisimizin açtığı dertlerden de her zaman haberdarızdır.
Pazar sabahları olmadık bir yerde uyandığında söylenen 'kafama sıçiim', genelde hep penisin alkolle beraber ihtilal yapıp bir gecelik de olsa karar mekanizmasını ele geçirmesi yüzünden olur mesela.

Penisin varsa derdin var.


Devamını oku >

3.04.2008

Seksi Manga Kızları


Filmlere esin kaynağı olan bu kızları tahrik edici kılan ne ? Manga veya çizgi romanla pek fazla ilgilenmeyenlerin mangalara "Seni kimler çizdi yavrum, memleket nere?" şeklinde yaklaşmaları gayet normal. Zira manga, görünce ilgilenilmeyecek gibi değil. Alışılmışın aksine, o kadar farklı, yaratıcı ve özellikle kadın çizimleriyle öylesine erkeğe özgüler ki görmeden geçmek imkansız. Mangaların bu vurucu özelliği, sıra dışı hikâyeleriyle birleşince, çizgi roman dünyasının ağa babası sayılan Amerika'da bile kendine bir alan açmayı başardı. Bugün tüm dünyada çığ gibi büyüyen bir manga meraklıları kitlesi var.

ablası baksana şunun sevimliliğine, yerim ben onu...

Araştırmalara göre Japonya günümüzde tuvalet kağıdı için kullandığından daha fazla kağıdı mangalar için kullanıyor... Bilinen ilk kullanımı 1770'li yıllara dayanan manga kelimesi, iki Çince karakterin ("man" yani "ilgisiz" ve "ga" yani "resim") birleşiminden oluşuyor. 19'uncu yüzyılda Hokusai Katsushika adlı ünlü Japon ressamın Ukiyo-e (yüzen dünyanın resimleri) diye tanımlanan ve genellikle manzara resimlerinin yapıldığı ahşap kalıplarla baskı yapmasıyla manga başlıyor. Bu işlerin kağıda basılarak yayımlanması sonrası manga terimi yaygın olarak kullanılmaya başlanmış. Manga çizerlerine ise "mangaka" deniyor.

İngilizler yarattı Japonlar benimsedi

Charles Wirgman adında bir İngiliz karikatürist 1862 yılında Japonya ile ilgili haberleri konu alan Japan Punch isimli bir dergi çıkartmaya başladı. Dergi için çizdiği karikatürlerde kullandığı gölgelendirme, perspektif ve konuşma balonu gibi birçok ilginç teknik ve zeka dolu hicivli tarzı Japon sanatçılar tarafından da benimsendi. Japonlar bu etkiyle, o güne kadar kullandıkları fırçalar yerine kalemler kullanmaya başlayıp, o güne kadar tabu olan "düzeni eleştirmeme" yargısını da yıkarak yeni bir tarz oluşturdular. Bugün Charles Wirgman Japon karikatürünün babası kabul ediliyor ve adına her yıl anma törenleri düzenleniyor.


Mangalar, Amerikan çizgi romanlarına ve hatta geleneksel çizgi roman anlayışına göre oldukça farklı eserler. Öncelikle çok yoğun olarak üretilip ve tüketiliyor. Japon kitap piyasasının yüzde 30'unu kapsayan manga endüstrisi ülke için önemli bir ekonomi faktörü. İstatistiklere göre her Japon yılda 15 manga alıyor. Bunun da ülke ekonomisine katkısı yılda 250 milyar yen (31 milyar lira) gibi büyük bir sayı. Tabii ki manga bağımlısı büyük çoğunluk, yılda 15 manga ile yetinemiyor.

Amerikan çizgi romanları genellikle 30 ila 50 sayfa arasında basılırken Japonya'da haftalık bir çizgi roman dergisi yaklaşık 400 sayfa olarak yayımlanıyor. Bazı dergilerse bin sayfayı bile geçen kalın ciltli basılıyorlar.

Dünya genelinde çizgi romanlar çocuklar, genç erkekler veya koleksiyoncu yetişkinler tarafından satın alınıyor. Tarih, din, kültür ve felsefenin harmanlandığı mangalarsa sadece Japon kültürü için değil, tüm okuyucular için bir hayli öğretici değerler içermekte. Japonya'da sayısız üretimi olan çizgi romanların, batılı bir örneği bulunmayan iki türü "sho-nen manga" (genç erkekler için çizgi roman) ve "sho-jo manga"dır (genç kızlar için çizgi roman). Bu dergiler yaklaşık 350 sayfa civarında olup ortalama üç dolardan az bir fiyata satılıyorlar. Örneğin "sho-jo manga"nın amacı, ortaokul ve lise çağlarındaki kız çocuklarının iç dünyalarını, aşk, okul, aile yaşamı, cinsellik gibi konulardaki sorunlarını ve yalnızlıklarını paylaşmak. 1950'lerde ortaya çıkan bu tür, zamanla genç kızların cinsel ayrım nedeniyle yaşadıkları baskıdan kurtulmak için duydukları istekleri anlatmalarına yardımcı olan bir araç haline gelmiş. Bu aşamada mangalar sanatsal yaratı amacının yanı sıra, toplumun ihtiyaçları doğrultusunda da okura hizmet ediyorlar.

Bazen haftada dört milyonun üzerinde satış yapan Sho-nen Jump isimli manga ünlü Amerikan dergisi Newsweek ile yaklaşık aynı tiraja sahip. Daha da ilginci Japonya nüfusunun Amerikan nüfusunun yarısından az olması.

Bunlar mangaların sadece küçük bir bölümü. Japonya'da, "mecha" denen ve dev robotları konu alan, "yuri" denen ve sadece lezbiyen ilişkileri konu edinen, "ecchi" ismindeki cinsel sapkınlıkları ve uç fantezileri resimleyen, "furry" diye bilinen ve insan gibi davranan hayvanların bulunduğu, yetişkin erkekler, yetişkin kadınlar, bilim kurgular, araba yarışları, futbol gibi birçok konuya dair sayısız alt tür yayınlanıyor.

Batının geç keşfettiği mangalar sundukları konu çeşitliliğiyle sadece çizgi roman severleri değil, çizgi roman ve sinema üreticilerini de bir hayli etkiliyorlar. Amerika ve Avrupa'da son 10 yıl içinde tanınmaya başlayan mangalar özellikle Amerika'da geniş bir hayran kitlesine sahip. Bazı çizgi roman üreticileri, telif haklarını alarak manga hikâyelerini tekrardan çizdiriyor veya olduğu gibi yayınlıyorlar.

Bir de Türk erkeklerinin iyi hatırladığı "Tsubasa" gibi çizgi filmler var. Bunlara önceden yayımcı firmanın ismi "manga" olduğu için manga deniyordu ama aslında "anime" diye tanımlanıyorlar. Animeler de konu çeşitliği ve animasyon kalitesiyle dünyanın hayran olduğu manga uzantısı Japon şaheserleri olarak nitelenebilir. Anime hayranları "otaku" diye sınıflandırılıyorlar.

Hentai kızı adamı deli divaneye döndürür
Mangaların en desiseli bölümünde manga kızları yer alıyor. Manga kızlarını çizmek ayrı bir ustalık işi. Zaten manga hayranları genellikle çizerine göre manga seçiyorlar. Bu seçimleri en çok etkileyen de çizerin manga kızlarını nasıl çizdiği.

Manga kızlarının birçok türü var. Mesela liseli manga kızları, şirin manga kızları, olgun, büyük göğüslü, saf, çocuksu gibi saymakla bitmeyecek kadar alternatif var. Bu güzel çizimli kızların çıplak bedenlerinin ve hatta en ücra bölgelerinin göründüğü mangalara ise "hentai" deniyor.

Hentailerin konuları da kendi içinde bir hayli çeşitlilik gösteriyor. Cinsellik ağırlıklı ve "18 yaş üstü" uyarısıyla piyasaya çıkan hentailerin mangaların en ustalık gerektiren türü olduğu söyleniyor. Abartılı kadın vücudu çizimleriyle erkekleri kendisine hayran bırakan hentailerde bulunan bazı kadın karakterler Japonya'da tanrıça derecesinde ünlü. Tabii dünya çapında meraklıları bulunan hentai karakterlerine aşık olan çizgi roman hayranları da azımsanmayacak sayıda.

La Blue Girl, X, Urotsukidoji, Cream Lemon, Bible Black gibi hentailer, çizimleri, konuları ve içerdikleri fanteziler dolayısıyla en çok hayran kitlesini sırtlayan serilerden bazıları.

Mangalar artık sadece Japonlar tarafından üretilmiyor. Dünyanın her tarafından çizerler manga tarzında eserler ortaya koyuyorlar. Fransız, Amerikan manga ve animeleri, devasa hayran kitlesine sahip manga sektöründen pay kapmaya çalışıyor. Japonya dışında Çin ve Güney Kore gibi diğer Uzakdoğu devlerinde de henüz keşfedilmemiş birçok manga yayınlanıyor. Mangalar sundukları çeşitlilik, bağlı oldukları kurallar, kendilerine has tarzları dolayısıyla keşfedebilen herkesi kendilerine hayran bırakıyor. Bir diğer taraftan da artık darboğaza girip kendini tekrar etmeye başlayan Amerikan çizgi roman ve sinema sektörleri için de taze bir kaynak olma rolü üstleniyorlar.

Türk çizerlere Japon mangalarını sorduk

Mehmet Çağçağ (Leman dergisi)
Ben manga seviyorum. Fakat küresel bir tehdit oluşturuyor bence. Çok fazla emek harcanıyor ama çabuk tüketiliyor. Avrupa ekolüne de uzak. Çok başarılı şeyler yapıyorlar ama ben Avrupa ekolünü tercih ediyorum.

Emrah Ablak (Fermuar dergisi)
Japonların hayatı metroda geçtiği için ilk etapta metroda okunsun diye çıkmış bir tür. Sonra da alıp başını yürümüş. İçlerinde sevdiğim örnekler de var. Devamlı takip etmiyorum. Ama sevmiyorum da diyemem. Ben Tenten'ciyim aslında.

Oky (Penguen dergisi)
Çizgideki özenin ve hikâyelerdeki uç durumun fazlasıyla dikkatimi çektiğini söyleyebilirim. Avrupa ve Amerika'daki pek bilinmeyen underground çizgi romanlardan ayrı bir tarafa koyarsak manga ve hentaileri bu kıtalardan çıkan popüler çizgi romanlardan daha etkileyici buluyorum.


Devamını oku >

3.01.2008

Bunu yapan adam çıldırmış olmalı!

Jeff Green 32 yaşinda, Arizona/ABD'li bir adam.. bir sure once karisini kaybetmiş...kadin 29 yaşinda kalp krizinden ölmüş.. sevdigi birini kaybetmek her insani sarsar ama bu adam nasil sarsildiysa artik, karisinin topraga verilmesine 1 gun kala "onu kaybetmenin acisina dayanamiyorum, alip eve geri getiricem" diye ayaklanmiş... cenaze işleriyle ilgilenen gorevlileri arayip bunu onlara da soylemiş ve izin istemiş, adamlar şaşirmişlar ama nasil olduysa izin vermişler.. Jeff Green böylece "karicigim 7 kat topragin altinda olacagina evimizde olsun" diyerek almiş karisinin ölüsünü eve getirmiş... bununla bitmiyor, adam bir de "karim espri anlayişi gelişmiş bi kadindi" diyerek onu yeni kahve sehpasi yapmaya karar vermiş!!!! Tam 6.000.00 $'a cesedin bozulmasini engelleyecek şekilde ozel olarak tasarlanmiş koskoca bir cam masa yaptirmiş, ve kadini o camin içine yerleştirip masa diye salonun ortasına koymuş!!!


Bunu duyan akrabaları ve arkadaşları "bu adam sıyırdı" diyerek artık ona ugramiyorlarmış.. ama söylediğine göre hala korkmadan evine girip çıkabilen birkaç gerçek dostu varmiş.. buyrun. siz misafirlige gittiğiniz bir evde salonun ortasında aşağıdaki gibi bişey görseniz ne yaparsınız?


Devamını oku >

2.27.2008

Mini Etek Kazaları

Mini etek dışındaki giysiler ve sushi dışındaki yiyecekler kaldırılsın kampanyasına katılmıştım malesefki bir sonuç alalamadık ve yerimize oturduk sonuç fos çıktı.Sonra,mini etek giyipte motorsiklet ya da mobilet ya da bisikler her neyse binen hatunlar die bir slogan attık oda yutuldu gitti.Mini etek giyen kızların sürekli sürekli eteğini çekiştirmesi,(Beyaz Show'da Pelin Karahan'ın )yaptığı gibi.Madem taşıyamıyorsun giyme arkadaşım.Mini etek giyiyorsan az da olsa ucundan göstericeksin.Bu güzel eteğin yaratıcısı Mary Quant'dır.Şükranlarımızı sunuyoruz.Bir kaç cümle daha ileticem sizlere , fotoğrafları yükleyip paylaştım. Burada direk göstermek biraz abes kaçar diye içime sıkışıp da fırlamak isteyen cümlelerimi buraya döküyorum.

Bir kere bacakların güzel olacak,bakımlı olacak... hadi bunlar tamam,ama yetmez.. giydiğin etek gittiğin yere uygun olcak,rengi kumaşı,altına giydiğin çorap..sonraaaa taşımayı bilceksin,kıçın başın görünmeden ve de sağdan soldan çekiştirmeden giyceksin. bacak bacak üstüne atıp arabadan inerken donunu millete reklam etmiceksin.. sonra dikkatler üstünde olcağı için etek dışı her parça üzerinde şık durucak ayakkabısı çantası takısı gömleği vs vs kalite olcak ki etek seni kalitesizleştirmesin. sonuç;mini etek giymek sanattır ve malesef her kadında sanatcı ruhu yoktur ;-)

Güzel olması şartıyla- takdir ederim yok değilse giymesin efenim, biz giyiyo muyuz.



Devamını oku >

2.26.2008

En seksi çizgi film kahramanı

Birincilik Çakmaktaş'ın eşi Wilma'da.Bakalım listede daha hangi ünlüler var ;

The Sun gazetesi, okurları arasında düzenlediği anketle çizgi-filmlerin en seksi karakterlerini seçti. Birinciliği Taş Devri’nde Çakmaktaş’ın karısı Wilma açık ara farkla kazandı. Okuyucular, Wilma’nın beyaz antik çağ kıyafetinin çok seksi olduğunu söylüyor.Wilma konusunda bende The sun Okurlarıyla hemfikirim.kızıl saçlı, ince belli, taş gibi taş devri kadınıdır.şeker kız kendy de iyiydi be hiç katmamışlar valla ne biçim anket olmuş bu ! hanselle gratel deki kötü cadı da olabilirdi ne kadar seksi görünmesede ruhunda ki taşlığı hissedebiliyordum.Sonraaa,hastası olduğum he Man kardeşi Şila.Yine Heidi vardı taşşşş !Yine Hugo'nun karısı hugolina ben de bir anket başlatsam be baksana aklıma durdukça geliyor valla.Sonra ninja kaplumbağalar filminde Aprıl vardı o da fena değildi hani.Ve son olarak 3 yaşımdan beri hasta olduğum kız Şirine . Anketteki İlk 5 ise şöyle:

1) Vilma Çakmaktaş

2) ‘Masum Sanık Roger Rabbit’ filmindeki kırmızı kıyafetiyle Jessica Rabbit

3) 1930’larda bir kabare şarkıcısı olan Betty Boop

4) Penelope Pitstop isimli yarışçı kız

5) Kaptan Mağara Adamı’nın 3 genç kız arkadaşı

Bu anketi beğenmedim , yok yok


Devamını oku >

2.21.2008

Bu Mekanlar Çok Heyecanlı !

Yatak odanızdaki cinsel heyecan yeterli gelmiyorsa,h2 işte size alternatif heyecan yaşayacağınız köşe bucaklar sunuyor,

Hızlı Seks (Quickie Sex) adlı kitabında yazar Lisa Sussman seks için birçok yer bulunduğunu, ancak insanların onların farkında olmayacak kadar korkak olduklarını söylüyor. İşin tek sırrı kimseye yakalanmamak. Hızlı, bir o kadar da ateşli bir cinsellik için Cosmuturk'ün sunduğu önerilere bir göz atmakta yarar var..


BAR TUVALETİ
Uygun bir zaman bulup birlikte tuvalete süzülün. Klozet kapağını kapatın ve sevgilinizi onun üzerine oturtun. Kucağına oturun ve...

HAVUZ
Su, hareketlerinizi daha da ateşli kılacak...

KABİN
Okulda, öğretmenlerinizden kaçarak köşelerde el ele tutuştuğunuz günleri unuttunuz mu? İşte tıpkı o günlerdeki gibi, soyunma odasını birkaç dakikalığına işgal edin, ancak bu sırada fazla ses çıkarmamaya özen gösterin...

ŞEZLONG
Minderli şezlongları tercih ederseniz, dizleriniz yaralanmayacaktır. Açık hava sizi daha da etkileyecek...

MUTFAK TEZGAHI
Makarnalarınız haşlanırken, iştahınızın açılması amacıyla tezgaha uzanın ve...

MERDİVEN
Hızlı bir uçuş için merdivende sevgilinizin kucağına, yüz yüze bakmayacağınız şekilde oturun. Öyle bir basamak seçin ki, kol ve ayaklarınızı denge kurmak için kullanabilin.

SU
Su dolu havuz ya da küvette partneriniz otursun. Siz de yüzünüz ona bakar şekilde kucağına oturun. Kalçalarınızı kaldırarak sizi su üzerine çıkarıp, yeniden daldırmasını isteyin.

ARABA
Ev ortamı sevişmeleriniz için artık banal mi geliyor? Arabaya atlayın ve bir varyasyon deneyin. Uygun bir yere park ettikten sonra, koltukları uygun bir pozisyona getirip, başka türlü bir yolculuk gerçekleştirin.

DUŞ
Heyacanlı anlar yaşamak için en sıcak yerlerden biri de duş. Yalnız dikkat: Fazla akrobasi yapmaya kalkmayın, kayıp bir yerlerinizi incitebilirsiniz. Sevgilinizin kafasının altına bir havlu yerleştirirseniz, daha rahat edecektir.

KAPI
Onu bütün akşam özlemle beklediniz. Seksi bir kıyafetle karşılamaya ve gelir gelmez üzerine atlamaya ne dersiniz? Anahtarlarını bile yerine koymadan pantolonunu açmaya başlarsanız, kendini son derece seksi hissedecektir.


Devamını oku >

2.19.2008

Al Sana Tatil

Milli Eğitim Bakanlığı'ndan aldığım son dakika haberine göre Çarşamba günü ilk ve ortaöğretim dereceli okullar tatil edildi.Acilen konuşma dersi alması gerektiğini öngördüğüm sevgili İstanbul Valisi Muhammer Güler yaptığı bu şaka ile hepimizin beğenisini kazanmıştır.Al Sana Tatil,


Nerden gördüm.


Devamını oku >

2.15.2008

Zakkum Konser

Zakkum, ilk albümleri "Zehr-i Zakkum"dan "Ah Çikolata" ve Teoman düetli "Zehr-i Zakkum"un sonrasında, üçüncü videoklip çalışması olan "Ahtapotlar"in müzik kanallarında gösterime girmesinin hemen sonrasındaki ilk İstanbul konserini 15 Şubat 2008 Cuma gecesi Studio Live`da gerçekleştirecek.
Grup, konserde albümdeki şarkılarının yanı sıra, Morrissey-Suede-Pulp-dEUS-Placebo-Radiohead gibi grupların şarkılarından oluşan BritRock cover repertuarından da örnekler sergileyecek. Konser öncesinde, düzenlediği parti ve etkinliklere ismini sıklıkla duyuran DJ Neu da geceye renk katacak.

Kapıların 22.00`da açılacağı konserin giriş ücreti, kapıda 20 YTL iken Biletix`de 17 YTL... Konser ve grupla ilgili daha detayli bilgiye www.zakkumonline.com ve www.studiolive.com.tr adreslerinden ulasilabilir.

Tarih:15 Subat 2008 / CUMA
Yer: Studio Live
Bilet Ücreti: 20 YTL / Biletix: 17 YTL


Devamını oku >

2.13.2008

Türban, erkeklerin tahrik olmasına engel değilmiş!

Röportajlarında konuyu illa bi yerde cinselliğe getirme meraklısı olan; yazı yazabilen birisi Ayşe Arman, internette dolaşan bu kareden yola çıkarak türban tartışmasına farklı bir yorum getirdi.Bu kareyi buraya koymak istemedim.#.Buyurun buradan yiyin.Arman yazmış aynen aktaralım;

İnternette dolaşan bu fotoğraf, bana da geldi...

İlginç geldi, sizinle paylaşmak istedim...

Sakın yanlış anlamayın, ben bu fotoğrafta yaşanan hisleri (onun adı aşk) hiç yadırgamıyorum, garipsemiyorum, kınamıyorum.

Aksine son derece doğal karşılıyorum.

Ama bu fotoğrafın bize anlattıklarında doğal olmayan bir şey var:

Bir taraftan, erkeklerin şehvet duymaması için bir takım zorlamalar getiriliyor, türban gibi, saçların gözükmemesi gibi, diğer taraftan erkekler türbanlı kadınlar /_newsimages/4971813.jpgkarşısında bile kayıtsız kalamıyorlar, kafadaki türbana rağmen sevişiyorlar.

Hem de parkın ortasında...

Ecnebilerin "public" dediği kamusal alanda...

Demek ki neymiş?

Türban, erkeklerin tahrik olmasına engel değilmiş!

Türban, erkeklerin kafasına bağlansa belki işe yarar...

Ne dersiniz?


Ne mi derim? Hiçbirşey demem Banane !


Devamını oku >

1.31.2008

Rus Güzeller vs Türk Erkekleri

Rus güzeller ,(çıpçıtır) erkekleri dünyaya teşhir ediyormuş.Dünyanın # değil.Rusya'da 2001 yılında kurulan ve bugüne kadar milyonlarca kişi tarafından ziyaret edilen bir internet sitesi # çapkın,kıllı türk erkeklerine savaş açmış.Cici bir savaşmış bu gelen haberler öyle.Lem Türk erkekleri olmasa naparsınız siz dingil ruslar.Madem russun içinde dursun.Al buda sana kapak olsun.Türk erkeği kıllıdır ,yatakta iyidir,namusuna düşkündür ama vazgeçilmezdir. Sıcak insanlarız biz.Hooijdonk Hollanda'ya tanıtıcakmış sıcaklığımızı sağolsun.Adam fenerliydi tabi.Neyse devam,

Giriş sayfasında, Türkiye ve Mısır'ın çok güzel iki ülke olduğunu ve her iki ülkeyi de çok sevdiklerini belirten site moderatörleri, bu ülkelerde tatil yapmaya niyetlenen kadınların bazı erkeklere dikkat etmesi gerektiği uyarısında bulunuyor. Black List (Kara Liste) sayfasında ise Türkiye'nin çeşitli turistik bölgelerinde yaşayan bazı erkekler hakkında fotoğraflarının da yer aldığı adreslerinden, mesleklerine kadar çeşitli bilgiler yayınlanıyormuş.Rus güzeller ağzına geleni söylüyorlarmış türk erkeklerine.Ruslar neyden yakınarak böyle bir yola başvurmuşlar peki?Şimdi eğri oturalım,doğru konuşalım.Diyelim Türk erkeği güzel bir rus bayanla tanıştı öpüştü koklaştı.O andan itibaren erkeğin kafası sadece vur-kaç a çalışır başka bir şey düşünemez.Dalağı şişer karaciğer büyür ,terler,sitoplazma,koful birbirleriyle vur-kaç yapar duruma gelir.Doğal olay bittiği zamanda uykusunu aldıktna sonra çıkar gider.Rus hatunlarda bunları protesto için böyle bir yola başvurmuşlar.Türk erkeği uyanıktır.Alemin ne kadar #öt olduğunun farkındadırlar,bakarlarki her taraf motor dolu,onlar da bu piyasada ekmek yerler.Ve son olarak Çetin Altan'dan Türk Erkeği tanımı;

biliyor musunuz erkeklik organina almanlar kibarca ne dermis?
perde... cunku oyun bittiginde inermis.-ya ingilizler? centilmen...
kadinlari gorunce ayaga kalktigi icin.-fransizlar da sarki diyorlarmis.
agizdan agiza dolastigi icin...-iranlilara gore kibarcasi, kalles...
hep arkadan saldirdigindan oturu...-eskiden ruslar da, partizan diyorlarmis...
ne zaman sertlesecegi belli olmadigi icin.-listede turklerin bulunmamasi yuregime dokundu.
onu da ben ekledim.
turklere de sormuslar,-erkek organina kibarca ne derler sizde?
sef...
hepimizi o yonettigi icin.. Çetin Altan.

Pamukkule, Turkey - 2 Russian young girls, one in a thong bikini, the other in a big boring old bikini


Devamını oku >

1.19.2008

Durmak Yok Yemeğe Devam

Yazıcağım bir kaç şey vardı biraz düşündüm de yazmamayı daha mantıklı buldum.Youtube 2.kez engellenmiş.Haberim yok OpenDns kullanıyorum ,kullanmanızı tavsiye ederim.

Sitede Mustafa Kemal Atatürk’e hakaret edildiğini ve yapılan yayının durdurulması isteğinin yerine getirilmediğini belirten savcı Kayral, siteye Türkiye’den erişimin yasaklanmasını istemiş.İyi olmuş.Görüntü'yü facebook ta gördüm rating olmasın diye izlemedim bile.Direk forwardladım.Sonra cumaa,7´inci Cumhurbaşkanı Kenan Evren türban konusunda ilginç bir çıkış yapmış.Demiş ki ; ''Kadınların saçlarının görünmesi günah olacaksa Allah onları saçsız yaratırdı'' Kimine göre doğru ve akıllı bir tespit,kimine göre saçmalık.Benim fikrim,iyi tespit sayın Evren.Sözlerini ise şöyle tamamlamış;Kadınların saçlarının görünmesi günah olacaksa Allah onları saçsız yaratırdı. Yapamazmıydı, yapardı. Ama yapmamış. Peki nereden çıkmış bu türban. İran´daki o ilk gelen Humeyni bunu soktu. Humeyni, 1979´dan sonra dehşetli para harcayarak bizim Türkiye´deki genç çocukları, kızları da bu yola sürükledi. İran´a benzemek istiyoruz, inşallah bundan kurtuluruz' dedi.Yazmamayı daha mantıklı bulduğum şeyi şu an yazdım.

halkın vurdumduymazlığı mı diyelim ne diyelim bilmiyorum ama.bu halk elindekine bakar her zaman.sen burda dötünü yırt özelleştirme, atatürkçülük diye ama yoksul adam bunlardan önce aç olan çocuğunun gözlerine bakar.sonrasını düşünmez.böyle olduğu için de bu adamlar yemeye, yedirmeye devam ederler tabi.
not: başlık leman dan aynen aktarılmıştır.

Bırak yahu bunların hepsi hurafe.Bu zamanda adam gibi sözünde duran bir siyasetçi görmedim . at acıları giy hadi cicileri her şeyi unutturur İstanbul Geceleri.


powered by ODEO


Devamını oku >

1.04.2008

Taksim’de tacize uğrayan kadından mektup var

Bugün okuldayken,Hürriyet gazetesinin Kelebek ekini şöyle bir göz gezdiriyordum ki Türkiye'nin ilk televizyon eleştirmenlerinden olan Cengiz Semercioğlu'nun bir köşe yazısına rastladım.Yazısın konusu bu aralar iğrençlikle duyup,gördüğümüz taciz olayları . Bir çok köşe yazarı bu konulara çok daha geniş ve açıklamalı yer veriyor.Gördüğüm yerdede okuyorum.Ardından o iğrenç,kokumuş,hayvan # lara küfrediyorum.Her neyse.Artık taksim kutlamalarında taciz olayları geleneksel hale geldi.Orada gözü dönmüş o iğrenç kalabalığın arasında kalan bir kadının neler yaşadığını hiç düşündünüz mü?Düşünmek bile ürkütüyor beni :) Gerçekten miğde bulandırıcı.Türkiye'ye gelen turistlerin geneli Taksimi biliyor ve gidip gezmek istiyor.Artık ne gezilicek ne görülücek şeysi kaldı Taksim'in.Geldiği dağ başında eşeklerle cinsel ilişkiye giren, şalvarından ayak bileği görünen kadına orospu gözüyle bakan mahlukatın İstanbul'a dolmasının doğal sonucudur.Onlar hiçbirşeye yaramayan değersiz pis zoo'lar.(İnsan tabirini kullanamam,hakaret olur).Fazla konuştum biliyorum fakat tam konuya geçmeden önce bir iki çift sözüm daha var.Normal bir günde üniversite önünde bir öğrenci toğluluğu gören polis anında olay yerinde olurken böyle bir gecede neredeydi gibi bir soru sormak istediğim hadisedir. o kadar maganda, ayı, kıro vs.. gözgöre göre nasıl bir araya geldi? 5 adedini ne diye bir araya geldiklerinde ayırmadı polis?

mazluma yat, taciz hakkın olsun.
hassiktir lan.

''
Kadınların saçı açık, başı açık, türban takılsın takılmasın, ahlaklı kadın ahlaksız kadın gibi tartışmalar yapılırken erkeklerin ahlaksızlıklarına hiç bir ceza yok bu ülkede.Nereye gidiyoruz anlayamıyorum. Tecavüz ve taciz gibi olaylar nasıl cezasız kalır ve 50 ytl gibi bir para ödeyerek kurutulur insan böyle bir pislikten? adamlar kameralardan bile çekinmez olmuşlar, insan anam, babam izliyodur diye düşünüp de bir utanır, o bile yok. artık her alanda bir arsızlık almış başını gidiyor. çok, çok kötü bir gidişteyiz.Orada bulunmayan polislere binbir türlü bela okudum bunu da burdan dile getireyim.Evet şimdi ise uzun bir paragraft aralığından sonra ''Cengiz Semercioğlu'' köşe yazısına uzanalım;tacize uğrayan kadının mektubu;

Arkadaşlarımla buluşmaya saat 20.00 gibi Taksim’e gitmiştim...

Çok geçe kalmayayım, trafiğe yakalanmayayım diye yanlarında 1-2 saat kalıp 22.00 civarlarında buluştuğumuz kafeden çıktım.

Meydana kadar yürüyüp taksiye binme hayalleri kurarken bir anda o iğrenç insan selinin içinde buldum kendimi...

Ne olduğunu anlayamadan ayaklarımın yerden kesildiğini hissettim.

İnsanlıktan nasibini almamış, evrimlerini tamamlayamamanın ezikliğini alkolle telafi etmeye çalışan yaratıkların elleri üzerinde (!) yol alıyordum.

Panik içinde bağırmama, yardım istememe rağmen etrafımdaki hayvanların gözü bir şey görmüyordu.

Sarkıntılık edenlerin, oramı buramı çekiştirenlerin iğrenç sözleri arasında yol aldıktan sonra bugün hálá şükranla andığım, o günden sonra bir türlü fırsat bulup teşekkür edemediğim civardaki barlardan birinin güvenlik görevlisi tarafından (adam o kalabalığı yarıp beni Tepebaşı’na kadar götürüp, plakasını aldığı bir taksiye bindirmişti) kurtarılmıştım.

O geceden sonra çok uzun bir süre insan içine çıkamadım.

O sıralar Eminönü’nden geçmem gerekiyordu ama o kalabalık alt geçitler ve insan profili bana yılbaşı gecesi yaşadıklarımı hatırlattığı için ben 50 metrelik alt geçitten geçmek yerine panik atak krizleri geçirerek yolumu 1,5-2 kilometre uzatarak üst geçitten karşıya geçiyordum.

Çok uzun bir süre hava karardıktan sonra dışarıda kalamaz oldum, sokakta yürürken kazara bir ayak sesi duyduğumda korkuyla arkama bakıp koşmaya başlıyordum.

İşte bu ülkede insanlara bu travmayı yaşatmanın bedeli sadece 57 lira...


powered by ODEO


Devamını oku >

12.31.2007

Victorias Secret Fashion Show 2008

04 Aralık 2007′de organize edilen ve yılbaşı gecesinde Ntvmsnbc’de yayınlanacak Victoria’s Secret Fashion Show 2007′den görüntüler…2008 e Victoria Secret Fashion Show ile giriyoruz.Cnbc-e 'nin yılbaşı gecesine özel yayınladığı victoria's secret iç çamaşırı defilesi..cnbc-e dansözçıkarmak yerine bu yolu tercih etmiştir zira bu defile hem kadınlara (!) hem erkeklere hitab etmektedir .Çok da iyi bişiy yapmışlar kutlarım.Kaçırılmaması gereken bir program !
istiklal caddesi'nde arkamda yürüyen adamlar sayesinde haberdar olduğum gösterim.
-gece 12'de viktoryas sikrit varmış..
-ney?
-lingeri lingeri..


powered by ODEO





Devamını oku >

12.29.2007

Sesine kurban Gökhan Abur

Artık Ntv denildiği zaman ilk aklıma gelen Ntv hava durumu spikeri sevgili Gökhan Abur . Sesine kurban oldu'mm davudi sesi ve jön duruşlarıyla tanıdığımız taktire şaayan insan.Yani neden buraya yazma gereği duydum diye sruyorum da kendime adam gerçekten alışılagelmişin dışında bir hava durumu yorumcusu.Ne bilim sesiyle sani klark çalıyor hafif sallanıyor sallandığı zaman vücudu sabit başı ise oynuyor.Kısacası kendine kaptırıyor izleyiciyi.Böyle olunca da insalar meteroloji den şaşmıyor.Gökhan Abur hakkında kısa bir biyo verirsek;

Gökhan Abur, İTÜ Meteoroloji Mühendisliği bölümünden mezun olduktan sonra uzun yıllar Kandilli Rasathanesi'nde çalışmış. İTÜ'de ve Deniz Harp Okulu'nda meterolojiyle ilgili dersler vermiş. Şimdilerde özel denizcilik okullarında öğrencilerle buluşuyor, Açık Radyo'daki 'Açık Deniz' adlı programla radyoseverlere sesini ulaştırıyor. Yıllar önce pop yıldızı olamasa da 'televizyon yıldızı' olma yolunda hızla ilerleyen Gökhan Abur 'Biz hava durumu yorumcusuyuz' diyor, spiker lafını sevmiyor. Gökhan Abur, 'Spiker önüne metni koyarsınız okur. Ama biz raporları yorumlayarak havanın nasıl olacağını tahmin ediyoruz' diye konuşuyor.

Evet işe böyle.Sesine kurban Gökhan Abur :D Ayrıca da ntv de haberler banu güven ile zevk, hava durumu gökhan abur ile işkence diyen arkadaşlarıma da asla katılmıyorum.
Muhteşem sesli bir insan olarak biliyrum ve hep öyle kalıcak ki sesi kısılmazsa tabi :)Seni seviyoruz süperkahraman.Dün ise çok daha ayrıntılı sesini duyma kendisi görme şansını yakaladım :) Televizyonda saat 21.00 'de hiç bunları kendine dert etmeye değer mi? programına konuk olmuştu :)

powered by ODEO


Devamını oku >

12.27.2007

Korkuyoru'm

Artık Türkiye geri adım atamicak bir durumda ve bizde bu durum içinde yuvarlanıp duruyoruz.Terör Ne zaman şehit haberleri gelse aynı kısırdöngü içinde hep aynı soruyu soruyoruz kendimize. Neden terör eylemleri sona erdirilemedi, neden hâlâ kan dökülüyor?Bu sorunun cevabını artık herkes biliyor hatta ben bile;Lanet terör olayları devam ediyor çünkü Türkiye terörle değil teröristle mücadele veriyor.İnsanlar sokaklarda rahat yürüyemez oldu.Korkuyorum artık.Ben kendimi örnek veriyim :) Geçen daha 3 gün oldu okul çıkışı mediciyeköye gidiyodum Bilgisayarıma OEm parça bakmaya.Dönüşte bi bakım tam dibimize onca insanın olduğu mecidiyeköy köprüsünün altına patlayıcı madde bırakılmış.Allaha şükür ki kötü bişi olmadan etkisiz hale getirdiler.Sonra metrolar da öyle.Ben sık sık kullanıyorum bir çok insan kullanıyor ya düşünmek bile istemiyorum öle bişiyi . İşte dün olimpia 'da halı saha maçım var yaptık maçı 11 lerle güzelce yenildik geri dönerken kurtuluşun tam göbeğinde iki tane ... çocuğu kürt kesti önümü.Neyseki arkadaşlarla toplu gidiyoduk.Bana dedi işte ya saat kaç telefonundan baksana . Anladım bende tabi tipe baksa herkes anlar .Ben topuk yapmaya hazırlanıyodum ki bizim gruptan bi kaçı çekti kenara beni devam ettik. Onlar hep orda terör örgütü ketolar.Belanızı versin.Hepsinin kökünü kazıcaksın.Şerefsizlerin ta A.Q Kısa bi siyaset yaptıktan sonra tekrardan rahat bi nefes alıyım lan.Yılbaşı da geliyor ...Noel babadan dilekleri çekiyorum.İlk sırada Monica Bellucim var istiyorum onu hadi be noel baba söz verdin yapma bunu :) Sonra aldığım çeyrek milli piyango biletlerim var buu allahtan diliyoorum.İnşallah yüzüm gülücek yarabbi .
Son olaraktan da bir müzikle kapatalım;


powered by ODEO


Devamını oku >

12.23.2007

Çilekeş Dizim:Rosalinda'm

Rosalinda ..Ay Amor Ayamor.Şarkısının sonu böyle bitiyordu.Tanrı tarafından özel verilmiş bir güzelliğin üstüne fakir bir mahallede hayatını kendi gibi güzel çiçeklerle geçiren fakir gururlu ve bir o kadarda güzel olan sürekli aglayan süperde ağlayan ağadıgında insanin kalbi paramparça olan içini eriten tatlı hatun :) Ama ne hatun.Annem sağolsun hiç kaçırmaz.Farz bilirdi kendine.Olan bitenden haberdar ederdi beni.O zamanlar öğlenci olduğum için filmin başlarına yetişemezdim ama özet görüntülerini aile bireylerinden bol bol alırdım :) Her neyse nedir bu Rosalinda Sevgisi.Rosalinda dediğimiz zaman nedense içimiz kıpırdar ,bir taş olsada delsek icabına geliriz.Thaia aklımıza gelir.Şimdi diyorumda şu Atv bir daha yayınlasa ah ahh ne pembe diziydi öle reytingleri dize getirir valla.Biz de elimize alır çikirdeği ne izlerdik lan.Youtube da bakıyorum videolarına da ispanyolca bir konuşuyolar ..sorma taramalı kalaşnikovlar gibi susmuyo karı.Birde sesleri hiç sorma bizim türk dublajlar çok daha iyi seslendirmişler :) Türkçe konuşmalarını bulamadım ispanyolca dinliyorum.Bulan varsa yollasın haberdar etsin çok müteşekir olur teşekkür ederim.Pek çilekeş dizi kahramanıydı be içim yanıyordu.Kendisinin başına gelenler pişmiş tavuğun başına gelmemiştir valla :) Keşke her tavuk onun gibi olsada alsak bizde eve bi tane ... ''Rosalinda' yı seviyorum Atv'den istiyorum...''


Devamını oku >

2007’nin en çok izlenen YouTube videoları

İSTANBUL - Time dergisinin “En İyi 10 YouTube Videosu” listesinde Britney Spears hayranı gay gencin hüzünlü görüntülerinden, ABD’nin Teen USA adlı güzellik yarışmasına katılan Lauren Caitlin Upton’un genel kültür sınavına kadar birçok renkli görüntü var. Listenin sıralaması şöyle:

1. Britney’i rahat bırak!
Kendisini Chris Crocker olarak tanıtan Britney Spears hayranı genç, pop yıldızının geçirdiği zor günlerde paparazziler tarafından afişe edilmesini gözyaşlarıyla kınadı. Video, YouTube’da 2007’nin en popüleri oldu..



2. The Landlord
Will Ferrell’ın ev sahibesiyle başı dertte. “The Landlord” adlı video, YouTube’un komedi bölümünde 50 milyon kere izlendi.



3. ABD güzellik yarışmasının Güney Karolinalı adayı
Teen USA adlı güzellik yarışmasına Güney Karolina eyaletinden katılan Lauren Caitlin Upton’un coğrafya bilgisi kimini güldürdü, kimini dehşete düşürdü...

4. Clinton ve Obama çekişmesi
ABD’nin Demokrat Parti adaylarından Barack Obama’nın bir destekçisi tarafından hazırlanan videoda hillary Clinton, George Orwell’in meşhur “1984” adlı romanındaki “Big Brother” rolünde, kitlelerini beynini yıkıyor. Video, ABD’nin en çok konuşulan siyasi içerikli reklamlarından oldu.
Video için tıklayın.

5.Avluda dans
1500 Filipinli tutuklunun avludaki dansı açıkhavada egzersiz miydi, yoksa iyi bir koreografi mi? Belki de YouTube kullanıcıları bu sorunun cevabını bulabilmek için videoyu 9 milyon kere izlediler...Video için tıklayın.

6. “I Ran So Far”
ABD’nin sevilen talk show programı Saturday Night Live’ın yıldızı Andy Samberg’in İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad’a ithaf ettiği bu video da, 2007 yılında çok izlenenler arasındaydı. Video için tıklayın.

7. “Can’t Tase This”
Florida Üniversitesi’nden Andrew Meyer adlı bir öğrencinin John Kerry’ye “Benimle dalga geçme!” diye bağırışı, 1990’ların en sevilen şarkısı “U Can’t Touch This” eşliğinde...Video için tıklayın.

8. Anchorman’dan televizyonuna 70 milyon dolarlık dava
Ayrıldığı televizyon kanalı CBS’e 70 milyon dolarlık dava açan anchorman Dan Rather, tam 20 dakika boyunca ekrana ceketli mi yoksa ceketsiz mi çıkmasının daha iyi olacağını düşünüyor.Video için tıklayın.

9. Clark ve Michael
En çok izlenenlerde 9. sırada “Clark and Michael” var. “The Office” dizisini hatırlatan videoda Clark ve Michael isimli iki oda arkadaşı, ilk TV dizilerini çekmeye çalışıyorlar...Video için tıklayın

10. Daft Punk
Fransız Daft Punk grubunun popüler şarkısı “Harder, Better, Faster, Stronger”ın video klibi de en çok izlenenler arasındaydı.
Video için tıklayın.


Devamını oku >

12.19.2007

e-Türk blog yazarları toplantısı

Türk olan blogcuların 5.buluşması 12 ocakta Taksimde gerçekleşiyormuş.wolkanca ' nın blogunda rastladım.Sağolsun biricik abim benide çağırmış benden ibinetör diye söz etmiş ama düşünmüş beni yeter o. seviyorum onu .Geçen davetlere de çağırmıştı, ya gitmek istedim de gidemedim ya da untandım ne bilim.Yaşımın gereği olsa gerek belkide ''kocaman tanımadığım herifler,ablalar ,teyzeler,kimliği bilinmez kişiler'' ,okuyan kimse üstüne alınmasın lütfen.. yabancı olucağım içindir kesin :) Diğer toplantıları kaçırdım accaip üzüldüm bunu kaçırmamam lazım diyenler ayrıca wolkanca ya gıcık olan kafasını gözünü kırmak isteyen zırtolar gidebilirmiş. Öle bişi yapmak biraz can alır aman ha denemeye bile kalkmayın.Bozarım.Mekanını bombalarım malafat kokteyl atarım valla..Pilli alemi geliyosa savunun lan ..Bende geliyorum.Pilli'ye bi düşmanlım yok azıcık dötleri kalktı bu sosyomata da pek bi özen gösteriyodum sinirimi bozan etiketler gördüm belanı versin sosyomat .Delete et lan registerliğimi. Kesin tarih 12 Ocak 2008 Cumartesi saat 16:00 de yine bilinen mekan Taksimoda Cafe Taksim Meydanı, Sıraselviler Cad. No: 9 Taksim de buluşacağız. Gelmeyi düşünen arkadaşlar şuradan kayıtlarını yapırıyorlar.Gidip görüp şahit olmadım ama hoş ,samimi bir atmosfer içinde blogluyorlarmış :) Güzel bir ortamdır umarım.12 ocakta gidip görücem.Bol bol fotoğraflarım.Beni okuyan blogcu kardeşlerim de yararlansın diye bir yazı açayım dedim.Arada bir iki derdimi de yandım sana.Yarın bayram.Herkesin mübarek bayramını kutlar,neşe,sağlık ve mutluluk dilerim.İnşallan hep beraber güzel bir bayram geçiririz.Kötü şeylerden,beladan,kazadan uzak oluruz. Amin.Bu arada bayram günü boyunca yokum herkes kendine iyi baksın.İETT okul otobüsleri(Harembüs) bedavaymış.Bir İstanbul turu yapıcam.Son olarak da bir Bayram mesajı ile kapatıyorum;

damağınızı,ruhunuzu ve çevrenizi tatlandıran...güzel ve bereketli şeker tadında...bayram geçirmeniz duasıyla...he bu arada duyulmayan bir salgın varki hiç sorma ''koç gribi''denen şeyi duymayan varsa duysun.Aman sakın koç alıp keselim demeyin :D Bu sene artık karpuz felan kesin idare edin.Seneye bi şeyler düşünürüz
İyi Bayramlar...Bayramınız Mübarek Olsun


Devamını oku >