
Devamını oku >

Ferdi Tayfur-beni köyümün yağmurlarında yıkasınlar (köylü fetişi) şarkısını ekleyecektim.Sonra ekliyiveririm canlarım.Hoşçakalın
Gönderen kubio zaman: 20:49 11 yorum
Etiketler: anne, anneler günü, eKubio, haftanın hediyesi, hayattan, karikatür, penguen
Kadıköy'den yeni geldim eve,heryerim ağrıyor,bir adana yedim , hala içim cayır cayır yanıyor.Yarın da okul var,giremedim sıcacık yatağıma.Ortaokuldu galiba bir din hocam vardı din derslerinde toshiba dizüstü bilgisayarını getirir,arşivinden çıkarttığı sırkapısı filmlerini bize izletirdi.Arkaya geçer fıkır fıkır gülerdik.Her neyse din hocam söylemişti,sağ omzumuzda yaptığımız iyilikleri, sol omzumuzda da yaptığımız kötülükleri not eden (çizgili harita metod kullandıkları kanısındayım, mopak muhtemelen) birer meleğimiz varmış.Bunlar biz tuvalete girince kapıda beklerlermiş.Fantastik geliyor ama işte inananlar için bu gerçek.Bir gün var aklımda.Hatta diyebilirim ki en güzel günlerimden biriydi.Bardaydım.Hayatımda bir kaç kez gitmişliğim var o gittiğim zamanlarda yine alkol var kanda.İçiyorum ama günaha girdiğimin farkındayım.Sol tarafım sağ tarafıma küfrediyor anlayacağınız.Ulan şerefsiz kolum ağrıdı yaz yaz, azcık yardım etsene.Bana ne lan? Benim olayım ayrı hehe.gülüyodum muhabbetlerine.Az sonra görüşürüz diye "haydi eyvallahı" çakıp girdim tuvalete.Sidik torbam torbalıktan çıkmış battal boya dönmüş.Deli gibi işiyor ve aynı anda leyla kafayla tuvaletin camından dışarıya bakıyordum.1. kat, apartman boşluğu gibi bir yer ordan da dışarıya açılan başka bir kapı.Bir anda yüksek promilli süper bir fikir geldi aklıma.İşemem bitince vınnn dışarıya kaçtım pencereden.Evet özgürdüm artık.Ne sağımda ne de solum da bir melek vardı.Geride, kapının önünde kalmıştı muhasebecilerim.Kimse hesabımı tutmuyordu.Neler yaptım neler o gece.Saat yarım oldu kubo , yatak seni çağırıyor
Bazı programlara katılmak üzere Fethiye'ye giden manken- şarkıcı Aysu Baceoğlu, Belediye Başkanı MHP'li Behçet Saatcı'yı da ziyaret etmiş.Baceoğlu, Fenerbahçe taraftarı Saatcı ile maç sohbet ederek öne doğru eğilince düşük belli kot pantolonu da sıyrılmış.Beyaz dantelli g-string iç çamaşırının aşırının ortaya çıktığını fark etmeyen Baceoğlu sohbete devam etmiş ve duayenlere hoş bir göz zevki tattırmış.Hım,Baceoğlu'na yakışmış diyelim herkese yakışmayan ama yakışana da cazibe ekleyen şeytan icadı.Taşıyamıyorum gene d giyiyorum diyenler en iyilerini yapıyorlar.Aferin dişiciklerime.''çok şükür kenar yağlarım yok,rahat rahat giyiyorum.''#
Gönderen strawberry zaman: 15:01 10 yorum
Etiketler: aysu baceoğlu, don, fenerbahçe, frikik, g-string, haber, hayattan, resim, strawberry

Asansöre bindiniz. İlk kez gördüğünüz bir kadın var içeride. Fazla zamanınız yok, maksimum 30 saniye. 29, 28 Geri sayım başladı.Olabildiince yüksek bir bina bulmak.Hatta gökdelen en iyisidir tabi şu an için yok öyle bir imkan.Asansörde fik fik yapma taktiklerini vericem negatif bir sonuç alırsanız ben burdayım emi canlarım.Asansör, banka kuyruğu, bilet sırası gibi yerlerde avınızla birebir karşılaşırsınız. Orada bulunma zorunluluğundan dolayı da avınızın kaçabilecek hiçbir yeri yoktur. Cevval avcı zaman kısıtlamasıyla da başa çıkmayı bilir. Kadın size durduk yerde kendisine asılan bir manyak muamelesi yapmıyorsa acilen atağa kalkışmanız gerekiyor. Çünkü taş çatlasa bir dakikanız var.Bu deneyimi bir süreç olarak düşünmelisiniz. Bir defada oldubittiye getirmek her yiğidin harcı değil. Özellikle asansörde avlanmak için mevzubahis kadınla en az beş kere aynı asansörü paylaşmanız gerekiyor ki bir yüz aşinalığı oluşsun. Burada kilit nokta ilk izlenimin önemini unutmamak. İlk görüşte "Ben sizin var ya köleniz olurum" gibi cümleler kurarsanız kaybetmeye mahkumsunuz demektir. Yapmanız gereken tabii ki ona asılmak, ama hissettirmeden, sinsice...
Birinci safha: Operasyon Delta
Asansördeki ilk baş başa kalışınızda ilişkinizin temelini atacaksınız. Kadını ürkütüp kaçırmamak için saygılı, dostane ve biraz da mesafeli davranmalısınız. Burada "İstemem yan cebime koy" dercesine rol kesmelisiniz. Bütün hayallerinizin daha başlangıçtan yerle bir olmasını istemiyorsanız dağlara adım adım tırmanmayı öğrenin.
İş hakkında konuşun
Muhtemelen bu kadının kim olduğu, ilgilendiği şeyler, işi ve çalışma tarzı hakkında bir iki fikriniz oluşmuştur. Bunları bilseniz bile bilmiyormuş gibi davranıp ortak noktalara vurgu yapan sorular sorun. Ama ilk konuşmada kesinlikle mızmızlanmayın ve negatif bir fikir belirtmeyin. Örneğin "Cumartesi günü işe gelmek amma da bayıyor, değil mi?" gibi bir diyalog başlangıcına girmeyin. Bunun yerine, ona cevabını bildiğiniz soruları sorun. Maksat muhabbet olsun.Fiki yi düşün !
"Bilmem ne departmanındasınız değil mi? Göreviniz nedir?", "Sabahları hep neşelisin, sırrı ne bunun?" gibi yanıt vermek zorunda kalacağı sorular işinizi görebilir. Ona ayrıntılı cevap verebileceği sorular sormayı başarırsanız bamteline basmış olursunuz. Artık onunla rahat rahat çene çalmak, sohbet etmek için kahveye davet edebilirsiniz.
Basit ve içten komplimanlar yapın
Kadınlar küçük şeylerin farkına varan erkeklere bayılırlar. Diyelim ki asansöre bindiğinde normalde giyindiğinden çok daha güzel giyindiğini fark ettiniz. Bu noktada gayet hızlı davranıp hemen bir kompliman yapın ve uzatıp üzerine gitmeyin. "Ayakkabılarınız çok yakışmış", "Bu renk gerçekten çok güzelmiş" gibi. Bir dahaki sefere açılış cümleniz hazır: "Geçen gün ne kadar da şıktınız, özel bir gün müydü?" Ama unutmayın, giydiği bir şey veya takıları üzerine yorum yaparken onun ne kadar güzel olduğunu, ona bayıldığınızı söylemeyin. Komplimanınız hafif, ölçülü ve olabildiğince cool olun.
Beden dilinizi kullanın
Hedefle buluşma ne zaman gerçekleşecek bilemezsiniz. Her an hazırlıklı olmanız gerek. Asansöre her binişinizden önce kendinizi kontrol edin. Saçınızı düzeltin. Varsa kravatınızı kontrol edin. Dişinizi temizleyin. Nefesinizin kokmadığından emin olmanız bile iyidir. Büyük an geldiğinde asansörde onunla karşılaştığınızda bedeninizin dili de önemli olacak. Konuşmasanız bile gözlerine bakıp gülümseyebilirsiniz. Rocky'nin Ivan Drago'ya baktığı şekilde bakmayın yeter. Her defasında çok küçük adımlar atarak yaklaşın. Her yeni karşılaşmada küçük sohbetler ve mimiklerle ilişkinizin temelini sağlamlaştırın.
İkinci safha: Operasyon Venüs
İkinci safhada daha doğrudan, niyetinizi daha dolaysız bir şekilde belli edebilirsiniz. Tabii ki ondan da karşılık aldıysanız. Şimdiye kadar takdir edilecek şekilde başarılıydınız ama bunun gazıyla hedefinizi unutup havalara girmeyin. Saygınızdan, centilmenliğinizden ödün vermeyin. Attığınız temelin üzerine parça parça tuğlalar ekleyerek ilerleyin.
Teklife hazır olun
İlk aşamada, yüzünüzü tanıttınız, onunla konuştunuz. Onu ortak ilgi alanlarından biraz da olsa haberdar ettiniz. Şimdi, ikinci adımı atmaya hazırsınız. Eğer yakınlarda güzel bir kafe varsa birlikte bir kahve içme teklifinde bulunun. Bu, hem çok kısa sürecektir hem de yakındaki bir yere gideceğiniz için güven verici olacaktır.Kahve, yemeğe ya da sinemaya davet etmekten daha masum bir tekliftir. Reddedilme olasılığı da düşüktür. Büyük adımları sonradan atacağınız için bunu kişisel olarak yapmanız da gerekmiyor. Ortak arkadaşlarla çıkılan bir kahve molasına onu da davet edip en büyük ilgiyi ona göstererek de işinizi halledebilirsiniz.
Duraksamayın
Unutmayın, çok az vaktiniz var. Asansörle yukarı çıkarken veya aşağı inerken dilinizin ucundaki soruyu sormak için bekleyip gergin bir sessizlik olmasına izin vermeyin. Göğüslerine bakarken yakalanmayın. Kaçamak bakışlarla vakit harcamayın. Çünkü duraksadığınızı hemen fark edecek ve sizin sinsi bir düşünceniz olduğunu anlayacaktır. O asansöre biner binmez konuya girin ve havadan sudan konuşarak vakit harcamayın.
Üçüncü safha: Operasyon Kaspars Kambala
Rekor zamanda büyük başarı elde etmek her zaman kolay değildir. Bu nedenle ilk denemenizde başarısız olursanız hayal kırıklığına uğramayın. Olaya iyi tarafından bakmaya çalışın. İlişkiler dünyasında her deneyim bir tecrübedir. Bundan sonraki olası hedefiniz üzerinde çalışırken daha deneyimli olursunuz. Vurucu hamleyi 12'den koyarsınız. Asansörde bir de stop tuşu vardır ki ustalaşınca ne işe yaradığını anlarsınız.
Cıvığı çıktı iyice.Herkes fetiş,herkes kene,herkes bi bok olmuş.Şu ayak bacak kol kaş göz dudak kulak burun bogaz zart zurt fetişlerine uyuz oldugum kadar kımseye uyuz olmuyorum.Yeter ulan bi ben mi varım !Kaldıkı profilimde bi bacak resmi bile yok.Gidin sizin gibi tercihleri olanlara yapışın.Ben gayet normalim.Rahat bırakın bulaşmayın !
Sözüm şu şekilde de meclisden dışarı ; bu fetiş olayını sapıklık boyutuna getiren ahmaklaradır sözüm ! Kubi, yeni bir yazar alıyormuş haftalık hediyeler verip mutlu edicek bir kişi, hadi bakalım bekliyoruz...
Kendisini imha etse nekadar mutlu olacak huf kişisiyim ben.Sır diye bir kitaba göz atmış 'ne lan bu kişisel gelişim kitaplarının bokunu çıkardılar' dedim kendi kendime.İyi şeyleri çağırdığınızda iyi şeyler oluyormuş.Dünyanın manyetik çekimi bik bik diyip öle kariyerli adamlarıda içine aldıkları evcilik oyunu oynamışlar.Bir anda hakkaten öylemi diye düşündüm.17 yıllık yaşam sürecimde sürekli kötüye alıştırılarak büyüdüğüm memleket toplarakları pesimist bir lost adası mıydı hafiften?İnsan umutsuzken hatta yapacak hiçbirşey kalmamışken en saçma sapan fikre bile inanır hale geliyor.Neden uzattım bu kadar açıklama partisyonunu ? işte bundan!İyi birşeyler gelişemiyor hayatımda.Metropol insanı gibi halsiz uyanıyor,geceden vazgeçiyorum okula gitmekten.Okula gitmek için bile geceden düşünce vitamini almam gerekiyor.'herşey daha iyi olabilirdi' derken bile ütopyadan bahsediyorum ancak distopya olsun istediğim bu evrende.Kızıyorum ve çok başka kişileri oyun hamuru yapıyorum.Bu duyguyu okadar iyi biliyorum ki onuruma düşkün yaşıyorum.'azıcık cesaretim' olsaydı diye devam ediyorum.Herkes bana cephe alıyor,gelen yardımları istemiyor hale geliyorum.Köşe dönmek,başkalaşmak istiyorum.çabuk kırılıyor,kırıyorum.Erken antrpoza giriyorum sanırım.Neyse diye uzar.Tüm olanların haricinde gerçekten kendimden bahsetmek sinir bozucu!evet velasıl üç tas has hoşaf.23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Kutlu olsun :) Seçim her zaman var kubo ! Fusun Onal'dan Hayat Bayram olsa keşke lan
Geçenlerde gene beynim fululaşmış bir şekilde kalktım.Öğğ bu ne be dedim" Ne tatlı bir güneş vardı gözüme girip beni uyandıran nede mis gibi kahvaltı kokusu vardı (kızarmış ekmek vesaire hani olur ya..çay bile kokar )telefonumun alarmı uyandırdı.Hava kapalı iğrenç.Perdeyi aralayım arka bahçedeki kedilerin yaşadığı savvanamıza bakayım belki gubidikler honki ponkilik yapıyordur neşelenirim dedim.Baktım ulan belki 20 küsür kedi var ama hiç biri yok ayrıca bakmaz olaydım İstanbulun geneline göre yeşil sayılabilecek.Bahçemize hayvananimonun biri poşet atmış böyle battal boy zikmiş aromasını yani bahçenin neyse "haay aq dedim" kapattım perdeyi.Ulan "kendime bir kahve koyayım" dedim koydum eskiden sütlü kahve yaparken sadece süt kullanırdım.3ü 1 arada ne amk gerçi gene yaparım ama o şevki ve gücü hissetmedim kendimde.Kahvemi içtikten sonra hazırlanıp dışarı çıktım kahvenin ağzımda oluşturduğu çamur tadıyla uyum içindeydi İstanbul çamur olmuştu her yer.I pod kulagımda klip tadında yürürken karşıdan cakkudu cukkudu sakız çiğneyerek gelen bir hatun oldugunu farkettim ben yürürken karı kıza bakmam bilen bilir.Ama kaltakca çiğniyordu sakızı.Yanımdan geçerken o sakızın kokusunu duydum ne güzel bir koku lan o!bir anda eskilere gittim lan big baboldu o sakız çiğnerken zevk aldığım bir sakızdı ama o ablanın ağzında benim ağzımda ki çamur tadı gibi oda istanbul'un kaltaklığına uyum saglamıştı brawo! Neyse Fındıkzade tranway duragına vardım akbil kuyrugu bekle bekle dur"ulan eskıden yürüyerek giderdim lan ilçemde her yere akbil makbil tranway insan konserwesi durumları derken arkadamda bir ses duydum İ podu çıkardım bi baktım yaşlı bir amca yerde hemen tranway durağında duran elemanla koştuk hemen arkamda olmustu olay.Amca haplarını almaya calısıyordu ( KALP KRİZİ ) su yok lan!
Adam ilacını alacak su yok aklım durdu ! sonra birden ampül yandı antreman çıkışı aldığım su geldi aklıma çantadan çıkardım dibinde 4 parmak kalmış iyi bari.ulan ne ipne bişeysin hayat! amca belki de benim ağzımın değdiği çantada yamuk yumuk olmuş şişeden içtiği 4 parmak suyla kurtulacak bu kadar basit mi dedim.Amcayı çantama yatırırken birşeyi farkettim.İNSANLARIN ZİKİNDE DEİL! akbil basıp geçiyorlar amcaya acıyan bakışlar atıyorlar siz kendinize acıyın lan! kızın bırı soruyor "aayyy ne olmuuuuuuşşş" "ebenin amı olmuş!" diyesim geldi.Belkide dedim hatırlamıyorum..ama "ambulans nerde amına koyiiim" diye bağırdım onu hatırlıyorum anuna koyim utandım lan! ama ne bileyim iğrenç bir durum.Kontörüm yoktu lan ben aramadım zaten sonra birşey olsa zık gıbı kalacağım aklıma geldı.Neyse amcayı ambulans gelip aldı inşallah iyidir.